
O gün yaklaşıyor. Kanlı fetvası askerî karargâhlarda, polis müdürlüklerinde, istihbarat merkezlerinde, milli güvenlik kurullarında verilen ölümlerle kaçınılmaz bir şekilde yüzleşecek bu devlet. Yerine getirilmesi de, üzerinin kapatılması da “görev icabı” olan cinayetler tek tek gün yüzüne çıktıkça, o cinayetlerin faillerinin hiçbir zaman devletin meçhulü olmadığı artık herkes tarafından anlaşılacak ve işte o zaman kaçınılmaz bir şekilde değişecek bu düzen.
Bizim gazetenin dünkü nüshasını aldıysanız saklayın, o nüsha her şeyden ziyade yaklaşan günün havadisini veriyor çünkü. İşlevi öldürmek değil yaşatmak olan, yöntemi gizlilik değil şeffaflık esasına dayanan yeni bir devletin, yeni bir düzenin yolları, dünkü birinci sayfamızdakine benzer haberlerle döşeniyor biraz da. Bu memleket, bu toplum “faili meşhur” bir vahşeti kendisine reva gören devleti ve düzeni nihayet değiştirdiğinde, Taraf ’ın soyadıyla müsemma muhabiri Arzu Yıldız gibi gazetecilerin inatla gerçeği talep eden haberlerinin bu değişimde çok büyük bir payı olacak; buna inanıyorum.
Arzu Yıldız’ın aylardır bıkmadan usanmadan üzerine gittiği ve hem gelişimini hem de önündeki engelleri belgelere, tutanaklara, birinci ağızdan ifadelere dayanarak aktardığı faili meçhuller soruşturmasında yeni bir aşamadayız şimdi. Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Özel Harekâtçı Ayhan Çarkın’ın avukatı aracılığıyla Arzu’nun sorularına verdiği cevaplar, devlete saklanacak yer bırakmıyor. Bu ülkede gerçek bir “yargı” kurumu varsa ve, evet, bu ülkede “temiz” devletten yana bir siyasi irade hâlâ varsa, derhal Çarkın’ın çağrısına uymalı; onun, “Nereye gömdüklerini biliyorum” dediği Tarık Ümit’in ve “Ellerimle gömdüm” dediği Ayhan Efeoğlu’nun mezarlarını göstermesine imkân vermeli.
Yazının devamını okumak için tıklayın.