On üç yıl Amerikan başkentinde gazetecilik yaptım. Bilen bilir... Washington siyaseti büyük ölçüde Kongre koridorlarında döner; o koridorlardaki en etkili ses de lobilerin sesidir.
Beyaz Ev’le Amerikan Kongresi’nin Türkiye’yi ilgilendiren kararlarında en fazla sesi çıkan lobi ise Ermeni lobisidir, yani Ermeni diasporasının oluşturduğu derneklerdir. Bu derneklerin desteğiyle ve Ermeni diasporasına mensup seçmenlerin oyuyla Kongre’ye gelen temsilci ve senatörler, Türkiye’ye dönük Amerikan kararlarını çok sıkı takip ederler. Ermeni lobisine yakın Amerikan siyasetçileri, “Ankara ile Washington arasında yakınlaşma” ya da “Türkiye’ye Amerikan desteği” anlamına gelecek hemen her adımı önlemeye çalışırlar; Ermeni Soykırımı’nın tanınmasına yönelik karar tasarılarını her yıl gündeme getirirler.
Türkiyeli diplomatlar da, ABD gibi önemli bir müttefike ayırdıkları mesai ve bütçenin azami kısmını Ermeni lobisinin “Türkiye karşıtı” girişimlerini püskürtmek için kullanırlar... Haftalar, aylar değil yıllar ve son tahlilde bizlerin cebinden çıkan milyonlarca dolar, Ermeni derneklerinin gündeme soktuğu tasarıları durdurmaya harcanır.
Bu esnada,
Ermeni diasporasının ve derneklerinin Türkiye ile doğrudan bir alışverişi olmaz... Onlar, Türkiye’nin resmî temsilcilerine, “yuhalamak” ya da “domates atmak” gibi amaçlar dışında yaklaşmazlar; Ankara da, Ermeni derneklerini zinhar muhatap almaz. Daha da kötüsü, Türkiyeli diplomatların çoğunluğu, Amerikan sistemi içinde gayet meşru ve mubah bir iş yapan Ermeni lobisine “şer lobisi” adını takmanın saçmalığının farkına varmaksızın konuşup dururlar Washington kulislerinde... Üstelik bu diplomatlar, sadece Ermeni derneklerini değil, doğrudan Ermeni diasporasını “düşman” bellemiş bir halde çalışırlar; kendilerine verilen talimat budur, ezberleri böyledir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.