1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 09:47
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 31.12.2011
Yasemin Çongar
Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler Yasemin Çongar - Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler Yasemin Çongar - Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler Yasemin Çongar - Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler Yasemin Çongar - Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler Yasemin Çongar - Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler Yasemin Çongar - Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler Yasemin Çongar - Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler

* Yasemin Çongar’ın bu yazısı YA DA köşesinde değil, EX LIBRIS / DÜNYA BUNLARI OKUYOR adlı köşede yayımlanmıştır.

***

Evet sonlu, evet sınırlı, evet bir çemberin içinde sabit, ama aynı zamanda çapı her an değişebilen bir şey hayat; mükemmel bir daire değil nihayetinde, şaşırtmacası bol bir elips. Benim gibi vaktiyle cebre düşkündüyseniz, yani öyle “Gidip kapısına dayandım abi” kabilinden değil de, “Hadi x’i, y’yi hesaplayalım” mânâsında cebirle eğlenmişliğiniz varsa geçmişte, ihtimal o ki, sanal bir elipsin en uç noktaları arasındaki ilişkinin iki bilinmeyenli denklemini çözerek, boşluğa hiç yoktan bir çember çizebilmekten duyduğunuz tatmin, bana geldiği gibi size de bugün hâlâ tanıdık gelecektir.

Her hayatın bir denklemi olduğunu düşünmek, cebir malûllerine özgü bir durum mu bilmiyorum. Ama insan, zamanın içinden belli belirsiz süzülürken kendi merkezine kâh çok yakın kâh alabildiğine uzak duran “ince uzun bir elips” gibi hep biraz kırılgan mı, yoksa geçerken bıraktığı bariz izle başka hayatların yörüngesini çizerek zamana kendince direnirken, çeperiyle merkezi arasındaki emniyetli mesafeyi de koruyan “yuvarlak bir elips” gibi olabildiğince sağlam mı yaşadığını sorgulamaya başladığında, kurtuluşunun artık cebirde değil edebiyatta olduğunu biliyorum.


İngiliz taşrasından “dünyalı” bir yazar

Çeperleri birden fazla noktada kesişen ıssız hayatlarla ilgili hikâyeleri severim. Aşk ve arkadaşlık, en sahici tezahürlerini, yalnızlığı merkezinde tutan ilişkilerde mi buluyor yoksa?

Mesela siz... Birbirinize aynı sözleri söyleye söyleye konuşmayı unuttuğunuz insan bunu bilse de bilmese de, siz bu ortak sessizliğin kadrini biliyorsunuz elbet. Birlikteyken susmanın kaçınılmaz olduğu kadar, kurtarıcı da olabileceğini biliyorsunuz. Sarah Hall’u okuyorum şimdi. Britanya’nın bu genç ve güçlü yazarı, dört romandan sonra, bu kez tam size –tam bana— göre hikâyeler anlatmış; birlikte tükenen insanlarla ilgili sessiz hikâyeler. Koyu bir yalnızlığı çevreleyen eliptik hayatların kesiştiği sürprizli kavşaklar var bu hikâyelerde, birbirlerine şöyle bir dokunup geçtikleri tekinsiz teğetler var. Hayatın ta kendisi gibi görünen sabit bir hüzün var.

The Beautiful Indifference, (Güzelim Kayıtsızlık) 1974 Cumbria doğumlu Hall’un, İskoçya’nın hemen güneyinde, İrlanda Denizi kıyısında, gölleri ve göletleriyle ünlü küçük bir taşra kontluğu olan memleketinin atlarını ve at yetiştiricilerini anlattığı İngiliz mi İngiliz bir macerayla başlıyor ama orada durmuyor; kitap, yedi ayrı hikâyede, savaşa teslim bir Afrika ülkesinin tehditkâr sahiline de taşıyor sizi, bir İskandinav gölünün engin huzursuzluğunu da, kaçamak aşkların küçücük bir otel odasına sinmiş kesif kokusunu da aynı kuvvetle solumanızı sağlıyor.

Bazen böyle olur, tesadüfen karşılaştığınız sağlam bir yazarın kaleminden çıkmış her şeyi hemen okumak istersiniz. The Beautiful Indifference da bende bu etkiyi yaptı, daha hikâyelerin sonunu getirmeden, Hall’un her ikisi de bol ödüllü How to Paint A Dead Man (Ölü Bir Adamın Resmi Nasıl Yapılır) ile The Electric Michelangelo (Elektrikli Michelangelo) romanlarını ısmarladım. Onları, kendime yeni yıl hediyesi niyetine okurken, yine şu malûm sorunun, “Bu kitaplar niye Türkçeye çevrilmez” sorusunun makûl bir cevabını arayacağım sanırım. Ama şimdilik The Beautiful Indifference vesilesiyle, İngiliz taşrasının bu “dünyalı” yazarıyla geç de olsa karşılaşmış olmaktan memnunum.


Bir ata bunu asla yapamazsınız

Kitabın ilk hikâyesi The Butcher’s Perfume (Kasabın Parfümü), huyları ve aileleri birbirinden çok farklı iki genç kızın ilişkisini anlatıyor: “Arkadaşlık, bir gün aniden çıkmıştı ortaya; başlangıçta körpe bir fidan gibi biraz iğreti, sonra daha kuvvetli ve daha düz.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Yazmak, arzulamak ve taraf olmamak - 19.05.2012
  2. Anlamak, hatırlamaktan daha önemlidir - 12.05.2012
  3. Özür - 05.05.2012
  4. Zarafete meyyal bir hayvan olarak şair - 28.04.2012
  5. Yeryüzü tanrılarına seçmeli Şeriat dersleri - 21.04.2012
  6. Oraların gulagları, hepimizin günahları - 14.04.2012
  7. Geçmişi kayıp, geleceği müphem bir diyarda - 07.04.2012
  8. Yiğidin kamçısı ve beş bin yıllık sorular - 31.03.2012
  9. Yaşarken cehennem, yazarken cennet - 24.03.2012
  10. Diş macunundan devrime alışkanlığın gücü - 17.03.2012
  11. Hayatı hakiki kılan sessiz sıradanlıklar - 10.03.2012
  12. Mutsuz evlilikler, zor ayrılıklar, sağlam cümleler - 03.03.2012
  13. Sutûr-u kâinat ya da tevazu için birkaç iyi neden - 25.02.2012
  14. Zaman yolcuları ve aklın matruşka teorisi - 18.02.2012
  15. Bu işler CIA’de nasıl oluyor? (3) - 17.02.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Meksikalı öğrenciler öfkeli Hedef yandaş medya
  Af Örgütü BM’ye meydan okudu
  Powell da eşcinsel evliliği destekliyor
  Muhalif lider Galyun istifa etti
  Maliki gider kriz biter
  Karolin için 50 sene beklemeyin
  ÇİN’DE YAVAŞLAMA SİNYALLERİ
  Ziraat’ın ismi ve amblemi korunacak
  TTNET’ten günde 2 TL’ye internet
  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımsal destekleme kapsamında yağlı tohumlu bitki ü
  Çiftçiye 735 milyon TL destek ödemesi
  Citi çıkış için tarih verdi
  Avea, bir günde yedi mağaza açtı
  Fransa’da da durum kötü
  18 milyar TL’lik ürün telef oluyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 25.05.2012
Erdoğan’a ne oluyor
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 25.05.2012
29 Mayıs
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 25.05.2012
Kürşat’la polemik!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 25.05.2012
Kıvılcım

Ali Abaday - 25.05.2012
Çocuktan öğren birey olmayı
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 25.05.2012
İdris Naim Şahin: AKP’nin bilinçaltı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 25.05.2012
Kusura bakmadık, kahrolduk Sayın Başbakan
GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar - 25.05.2012
Sönmüş yıldızlar, köhnemiş ideolojiler
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 25.05.2012
Futbolun ölüp bittiği yok
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 25.05.2012
Medya, Facebook’la ilgili aldatıcı reklâm yaptı
-
Ali Erden - 25.05.2012
Bal ve kan diyarında trajediler
MÜBAREK CUMA
Ramazan Rasim - 25.05.2012
Peygamber Efendimiz Uludere için ne demişti
DAHA DA YAZMAM
Tuncer Köseoğlu - 25.05.2012
Ben Erkan Encü
TUVALE KARŞI
Tayfun Serttaş - 25.05.2012
Karolin’in suçu ve suçunun aleti
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Yasemin Çongar - "Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 09:47:57