Sıkı durun, size bir sır vereceğim.
Biliyor musunuz, onlar da insan!
Nasıl giyindiklerine bakmayın, çok iyi kalpli ve akıllı olabiliyorlar.
Hatta inanmayacaksınız, “örtünen bir kadının kafası aydınlık bile olabiliyor.”
Evet, hayret verici ama “çarşaflı kadınlar arasında bırakın el sıkmayı Deniz Baykal’ı öpenler bile var.”
Hem size tuhaf bile gelse bu, “kılığı kıyafeti ne olursa olsun, yasalara uyan her vatandaşa CHP’nin kapısı açıktır.”
* * *
Yukarıdaki satırlara haklı olarak öfkelenenler, bu satırlardan alınanlar için hemen belirteyim, bu “seçme saçmalar” CHP patentli.
Deniz Baykal, İstanbul Sultangazi’de başörtülü, çarşaflı kadınlara rozet taktıktan sonra, gerek kendisi gerekse partisinin ileri gelenleri, attıkları adımı bu utanç verici açıklamalarla “meşru gösterme” gayreti içine girdiler.
Dinlerken utandım gerçekten...
CHP yetkililerinin, özünde olumlu ve doğal bir siyasi adımı “savunma” durumuna düşmelerine mi acırsın...
Bu defansif cümlelerin yüksekten bakan, hor gören, kucaklar gibi yaparken aslında aşağılayan üslubuna mı içerlersin...
Adındaki “halk” kavramına giderek yabancılaşmış bir partinin şimdi başörtülüler üzerinden halkla temas edince içine düştüğü şaşkınlığa mı pes dersin...
Yoksa Baykal’ın başörtülülerle kucaklaştığı fotoğraf karelerinin ardındaki temel çelişkiye mi öfkelenirsin...
Yükseköğrenim hakkını başörtülülerin elinden almak için canla başla çalışmış bir siyasi partinin liderinin, yerel seçimlere çeyrek kala “kılığı kıyafeti ne olursa olsun her vatandaşa kapımız açık” derkenki ikiyüzlülüğüne mi isyan edersin...
* * *
Baykal’ın, dün CHP Meclis grubunda, gerek başörtülü kadınlara yüksekten bakan cümleler sarf etmesi, gerekse Ergenekon suç örgütünün avukatlığını hiç hicap duymadan sürdürmesi aynı hastalığın tezahürleri.
Bu hastalık, Baykal CHP’sinin sürekli “mış gibi yapmasından” kaynaklanıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.