1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 10 Şubat 2012 Cuma 01:06
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 28.08.2010
Yasemin Çongar
Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti Yasemin Çongar - Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti Yasemin Çongar - Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti Yasemin Çongar - Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti Yasemin Çongar - Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti Yasemin Çongar - Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti Yasemin Çongar - Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti Yasemin Çongar - Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin

* Yasemin Çongar’ın bu yazısı YA DA köşesinde değil, EX LIBRIS / DÜNYA BUNLARI OKUYOR adlı köşede yayımlanmıştır.  

***

İçinde bir erkek yaşatan kadınla içinde bir kadın taşıyan erkek, kardeştiler. Aynı babanın döllediği iki ayrı annenin rahminden doğmuşlardı ve ikizler kadar benziyorlardı birbirlerine. Babaları devletin en önemli adamlarından biriydi; Sadaijin’di. Sadaijin, “İmparator’un sol kolu” demekti; bürokrasideki yeri, “İmparator’un sağ kolu”ndan önce, veziriâzamdan hemen sonra gelirdi.


Sadaijin’in oğlunun adı Wakagimi’ydi; kadınsı, zarif, kırılgan ve sanatkârdı. Kızı Himegimi ise erkeksi, hırslı, kuvvetli ve savaşçıydı. Doğdukları gibi değil, hissettikleri gibi yaşamak istiyordu ikisi de.
Sadaijin, “yanlış bedenlere hapsedilmiş lânetli ruhlar” sayıyordu çocuklarını; “Torikaebaya” diyordu: “Keşke birbirlerine dönüştürebilsem onları.”

Tek çare buydu belki de; biri sanki diğeriymiş gibi yapmaya karar verdi Sadaijin. Oğlunu kızı, kızını oğlu gibi kabullendi, saray erkânına öyle takdim etti. Wakagimi ve Himegimi, organlarına isyan, hormonlarına ise itaat ederek yaşamaya başladılar. İsimlerini değiştirip, cinsiyetlerini herkesten gizlediler; Sadaijin’in oğlu bir nedimeydi artık, kızı ise bir vezir adayı. Wakagimi, çok geçmeden baş nedimeliğe yükseldi, İmparator’un kızının sırdaşı oldu. Kibarlığıyla, munisliğiyle değil sadece, zekâsı ve güzelliğiyle de diğer kadınların önüne geçti.

Kardeşi Himegimi siyasete girdi; çevresindeki bütün erkeklerden daha gür bir sesle konuşmaya, daha kararlı, daha acımasız davranmaya başladı. Saraydaki kadınların dikkatini çekti bu. Gücün, karşı konulmaz bir cazibesi vardı. Zamanla Himegimi de kadınlara ilgi göstermeye başladı; prenseslerle, leydilerle yakınlaştı, arsızca baştan çıkardı onları, ellerini tuttu, dudaklarından öptü, tenlerinin kokusunun tenine değmesine izin verdi. Ama o kadar. Onu asil bir kadınla evlendirdiklerinde, karısına sarılıp yatmaktan öteye geçemedi ve karısı, bir “başka” erkekle seviştiğinde sesini çıkarmadı. “Kadın” olduğunu saklamak uğruna, arzusunu bastırıp, hiddetini sakladı Himegimi, acı çektiğini göstermedi. Sustu, ta ki karısıyla sevişen adam, “oğlan” sanıp göz koyduğu Himegimi’nin, aslında bir “kadın” olduğunu anlayıncaya dek. Seviştiler ve bütün sarayın “erkek” bildiği Himegimi hamile kaldı. Bu arada, erkek kardeşi Wakagimi de, onu “kadın” bilen erkeklerin gözdesi olmuştu ama “erkekliğini” gizlemek uğruna, aslında bir “kadın”ın şehvetiyle arzuladığı erkeklerin ilgisine  karşılık veremiyor, susuyor, herkesin ortasında, herkesten saklanıyordu.

Himegimi hamile kalınca saraydan kaçtı; onun yokluğunu hissettirmemek için, geceleri onun gibi giyinip, karısının koynuna girmek de erkek kardeşi Wakagimi’ye düştü. Çok geçmeden, bütün sarayın “kadın” sandığı Wakagimi, bütün sarayın “erkek” sandığı kız kardeşinin karısını hamile bıraktı.

Sonunda, iki kardeşin ruhunu tutsak kılan büyü bozuldu. Wakagimi ile Himegimi birbirlerinin yerine geçip bedenleriyle barıştılar; biri İmparator’un karısı oldu, diğeri babasının yerine Sadaijin’liğe yükseldi. İkisinin de birbirlerine ikizler kadar benzeyen çocukları doğdu.

“Bakire kurt” da aynısını yaptı

 
Varsayılan cinsiyetle yaşanan cinsellik arasındaki çelişki, ustaca tasarlanmış bir oyun tahtası gibi şaşırtıcı olabiliyor bazen; Wakagimi ile Himegimi’nin hikâyesi, renkleri birbirini tutsa da şekilleri tam uymadığı için, birtürlü iç içe geçmeyen aldatıcı yapboz parçaları misali, insanı duraksatıyor.


Bir kadının, bir başka kadını arzularken bir erkekle sevişmesini; erkek gibi yaşayıp erkek gibi sevişen bir adamın, kendisini aslında kadın gibi hissetmesini; bir erkeğin bir kadını, bir erkeği ister gibi istemesini; bir erkeğin “erkek” sanarak sevişmek istediği kişinin aslında “kadın” olduğunu anladığında, o kadına da pekâlâ âşık olabilmesini ve bütün bunlar olurken, bir kadınla bir erkeğin, birbirleri için öngörülmüş toplumsal rolleri mükemmel biçimde yerine getirebilmelerinin en önemli koşulunun, bunu yaptıklarının toplumdan gizlenmesi olduğunu anlatan bir kitap bu.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Suriye’de Rus planı ve askerî seçenek - 08.02.2012
  2. Beşşar Esad’ın aklından ne geçiyor - 07.02.2012
  3. Lekeli zihinlerimize günışığı değince… - 04.02.2012
  4. Yerinizden kıpırdamadan firar etmek istediğinizde - 28.01.2012
  5. Abdullah Gül siyasete döner - 25.01.2012
  6. Uludere’de beş görev - 24.01.2012
  7. Mizaha en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde... - 21.01.2012
  8. Hükümet, Hrant için neler yapmadı neler... - 20.01.2012
  9. Hepiniz Hayalsiniz - 18.01.2012
  10. Eski devlet, yeni devlet - 17.01.2012
  11. Faşist temaşaya Milli Eğitim darbesi - 13.01.2012
  12. Başbakan cevap vermeli - 11.01.2012
  13. Videodaki hakikat - 10.01.2012
  14. Keşke ‘Kasımpaşalı’ kalabilseydi... - 04.01.2012
  15. Bağdat’ta kritik günler - 03.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Müzakereler barış için bir fırsattı
  5 milyar dolar yatırımla 45 yeni AVM geliyor
  Çağlayan: Angela Merkel bizi incitiyor
  Sanayi üretiminde 3.7 artış
  Demirören’den kamuoyu yoklaması
  Beşiktaş’a gol atınca dua ettim
  Divan Kurulu toplantısı yapıldı
  Londra’ya emin adımlarla
  Futbolun kuralı yeniden yazılıyor
  Ersan’dan “double double”
  Derbi maçın galibi Fenerbahçe
  Anadolu Efes işi mucizeye bıraktı
  Arkas Spor ilk 6 arasına girdi
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
ARADA
Markar Esayan - 09.02.2012
Devlet ve kurumları
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 09.02.2012
Türk futbolu medeni değil!
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Yasemin Çongar - "Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti" başlıklı köşe yazısı
10.02.2012 01:06:44