Son noktalar da zordur, ilk adımlar da.
Bu zorluğa kurban edilmiş fırsatlarla doludur hayat.
Son noktayı asla koyamadığı, ilk adımı bir türlü atamadığı için aslında bitmiş olanı bitiremeyen, başlayabilecek olanı başlatamayanların ellerinden kaçırdıklarıyla...
Ama zorluk her zaman sindirmez insanı.
Bazen zorluğun karşısında yılmayaen meyyal olanlarımız bile, sanki öyle değillermiş gibi yaparak işin içinden çıkmayı denerler.
Karar vermek hiç de zor değilmiş gibi davranırlar; ani değişikliklerin hayatlarını ve hayatlarındakileri sarsmasını umursamazmış gibi yaparlar...
Zamanla, her suyun yatağını bulacağına inanırmışçasına boşluğa akarlar...
Zamanın her yarayı iyileştireceğini bilirmişçesine bıçakla keserler bağlarını...
Böylelerinin hayatında başlangıçlar ve bitişler çoktur.
***
Tam bir yıl önce ani bir değişiklik yaptım.
O zaman daha adının “Taraf” olacağını bilmediğimiz bir gazeteyi çıkaracak ekibe katılmak üzere, ailemin düzenini bozdum, uzun süre çalıştığım Milliyet gazetesi ve Doğan Grubu’yla bağlarımı kopardım, 13 yıldır yaşadığım Washington’dan ayrıldım.
“Zor” bir karar değildi bu.
Daha doğrusu, Alev Er ve Ahmet Altan’ın akıllarındaki gazeteyi tarif etmeleri, “zor” bir karar değilmiş gibi yapmamı kolaylaştırdı.
“Bizim yapacağımız bir gazete” demişlerdi; bizim gibi bir gazete.
O gazete, Taraf, 10 aydır çıkıyor.
İlk 10 ayında çok şey yaptı Taraf.
Bu ülkedeki asker-sivil iktidara da, iktidar olmasına bir türlü tam izin verilmeyen seçilmiş hükümete de; resmî tarihe de, popülist kabullere de biat etmeden gazetecilik yapılabileceğini gösterdi.
“Hayır, milliyetçiliğin iyisi olmaz”...
“Hayır, askerî darbelerin iyisi olmaz”.
Yazının devamını okumak için tıklayın.