1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:21
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 27.03.2009
Yasemin Çongar
Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma Yasemin Çongar - Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma Yasemin Çongar - Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma Yasemin Çongar - Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma Yasemin Çongar - Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma Yasemin Çongar - Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma Yasemin Çongar - Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma Yasemin Çongar - Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
BRÜKSEL
Fannie Mae’yi tanır mısınız?

Ya Freddie Mac’i?

Ya Sülün Osman’ı?

İlk iki soruya, milyonlarca Amerikalının verdiği cevap belli: “Tanımaz olaydım.”

Uzun ve sıkıcı resmî adları yerine, anaçlık (Fannie Mae) ve babacanlık (Freddie Mac) çağrıştıran takma isimleriyle meşhur bu krediyle konut edindirme (mortgage) kurumlarının “morgıçzede” durumuna düşürdüğü insanlar, şimdi kendi hesap bilmezliklerine yanadursun, onların hesap bilmezliğinden yararlanan mortgage piyasasının başıboş bırakılması sayesinde dünyaya yayılan kriz dalgalarıyla boğuşanlar da, Amerikan hükümetinin bu başıboşluğa hangi akla hizmet müsaade ettiğini öfkeyle karışık bir hayretle sorguluyor hâlâ...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de onlardan biri.

Ankara’dan Brüksel’e uçarken kendisine eşlik eden bir grup gazeteciyiz.

Bir meslektaş soruyor: “Kriz dibe vurdu mu sizce?”

“Onu önce Amerikalılara sormak lazım,”
diyor Gül ve devam ediyor:

“Biz, bütün tavsiyeleri titizlikle göz önünde tutarak hareket ederken, Amerika’da finans sektörünün bu kadar başıboş davrandığını kim bilebilirdi?”

Sonra birden muzipleşiyor Cumhurbaşkanı; “Hani bir zamanlar bizde bir Sülün Osman vardı; Galata Kulesi’ni, Dolmabahçe’deki Saat Kulesi’ni filan vatandaşa satmıştı. Ne farkı var?”

“ABD’deki mortgage şirketleri de o misal” demeye getiriyor.

Ha Freddie Mac ha Sülün Osman yani!


TÜRKİYE’NİN GERÇEK GÜNDEMİ


Aslında konumuz kriz değil; konumuz her şey.

Cumhurbaşkanı Gül’ün, Dışişleri Bakanı Ali Babacan ve Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’la birlikte gerçekleştirdiği Brüksel ziyaretinin gündeminde her şey var

Zira, Gül’ün bugünkü bakışıyla, Türkiye’deki her şey, eninde sonunda geliyor Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin ve bu yolda yapılması gereken reformların ilerleyip ilerlemediğine dayanıyor.

Avrupa Birliği’nin en tepedeki yürütme organı olan Komisyon’a Türkiye’den cumhurbaşkanı düzeyinde yapılmış ilk ziyareti dün gerçekleştiren Gül’e göre, “yerel seçim de kriz de önemli ama geçici gündemler.”

“Seçimler bitecek, her şey durulacak. Esas gündem ortaya çıkacak. Türkiye’nin sürekli gündemi, bütün standartlarını yükseltme uğraşıdır. Bu da Avrupa Birliği sürecidir”
diyor ve AB reformlarının hem Türkiye’nin demokratikleşmesi anlamına geleceğini hem de iktisadi krizin aşılmasını kolaylaştıracağını vurguluyor Gül.

Kürt sorununun çözümünde de yine bu gerçek gündemin “esas” olduğuna dikkat çekiyor; “Avrupa Birliği ilerlemesi bu konuda çok yardımcı olacak,” diyor, “demokratik standartlar yükseldikçe Güneydoğu’daki talepler de cevabını buluyor.”

Velhasıl, demokratikleşmeyi Avrupa Birliği’ne uyum sürecine göbekten bağlı gören bir cumhurbaşkanımız var ve bu alandaki güçlenmeyi “Türkiye’nin ‘soft power’ının artması” olarak niteliyor.

Diyor ki, “Son beş-altı yıldır Türkiye’nin güçsüz tarafı yani ‘soft power’ı güçleniyor. Bu, ekonomiyi de kuvvetlendirir, askeri de.”

HEM İÇE HEM DIŞA MESAJLAR


Cumhurbaşkanı Gül’ün dün Avrupa Birliği Komisyonu’nun Berlaymont Binası’nda Komisyon Başkanı Jose Durao Barroso’yla yaptığı ve türünün ilk örneği olması açısından tarihî sayılabilecek görüşme, tam üyelik uğraşının teknik ayrıntılarını içermiyordu.

Teknik ayrıntılar, Gül-Barroso görüşmesi sürerken, yan odada Genişlemeden Sorumlu Avrupa Birliği Komiseri Olli Rehn’le buluşan Babacan ve Bağış’ın işi.

Gül, Brüksel’e “stratejik” bir bakışla, hem içe hem dışa mesaj vermek üzere geldi.


Dışarıya mesajını şöyle özetliyor:

“Avrupa Birliği öncelikle kendi öneminin, kendi ‘soft power’ının farkında olmalı. Türkiye’nin önemini ve bu ‘soft power’a yapacağı katkıyı azımsamamalı. Türkiye’nin artık sadece kendi sınırları içinde uğraşan bir ülke olmadığını görmeli.”

Gül’ün içeriye mesajı daha da vurgulu:

“Avrupa Birliği ile fasıl açma fasıl kapatma işini kendi kendimize bile yapmamız lazım. Uyum sürecini ne kadar hızlandırırsak bizim için o kadar iyi.”

Gül, sohbetimizi ayakta izleyen Başmüzakereci Bağış’a, “Hükümet komiserimiz de orada duruyor ki yanlış yaparsam düzeltsin” diye takılıyor daha en baştan.

Ve söz “içeriye mesaj”a gelince, 2008’in “AB yılı” olmadan gelip geçtiğini, reformların duraksadığını düşünenlerimize, cevabı Bağış veriyor.

Meclis’te Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurulmasından Kyoto Protokolü’nün onaylanmasına, TRT-Şeş’e kadar, Ulusal Program’ın onaylanmasından bu yana atılan bir dizi adımı sıralıyor.

Bunlar yeterli mi?

Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nun işaret ettiği eksikleri hatırlatıyoruz.

Sivilleşmesini tamamlayamamış, mesela askerî harcamalar üzerinde Sayıştay denetimini hâlâ sağlayamamış bir ülke değil miyiz?

İlerleme Raporu bunu sorgulamıyor mu?

Gül, sivilleşme konusuna özel olarak girmiyor ama İlerleme Raporu’nun Türkiye için bir “yol haritası” oluşturması gerektiğini kabul ediyor ve hükümete önemli bir çağrı yapıyor:

“Başmüzakereci ile Adalet, Dışişleri ve İçişleri bakanlarından oluşan Reform İzleme Komitesi’nin hemen seçimden sonra çalışmaya başlamasını arzu ediyorum.”


ERGENEKON’A GİRMEDEN…


Gül’ün Brüksel ziyareti, Ergenekon Davası’nın ikinci iddianamesinin kabulüyle, Türkiye’nin tarihinde ilk kez, dört yıldızlı generallerini Meclis’e ve hükümete karşı darbe planlamaktan yargılayacağının kesinleştiği bir anda gerçekleşiyor.

Demokrasiye doğru, Gül’ün deyişiyle “soft power”ımızın artması yolunda muazzam bir adım...

Uçakta kendisine bu konuyu sorduğumda, “Ergenekon” adını hiç ağzına almadan ama meselenin özünün farkında olduğunu hissettirerek yanıtlıyor Gül:

“Ben Türkiye’nin reform adımlarından söz ederken ne dedim? ‘Yaşanan şeffaflaşma’ dedim.”

Velhasıl, Ergenekon Davası sayesinde artık gizlenemeyen, şimdi ikinci iddianamenin sayfalarında yepyeni bir boyutuyla deşifre edilen bütün o kirliliğin gün ışığına çıkmasına Çankaya’nın taktığı sade ve mükemmel adı öğreniyoruz:

Şeffaflaşma!

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Savaşın vakanüvisleri - 01.09.2010
  2. Gecename - 31.08.2010
  3. Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti - 28.08.2010
  4. Tek parti sultası - 25.08.2010
  5. İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak - 21.08.2010
  6. Taviz ver, silahtan kurtul - 21.08.2010
  7. Konuşa konuşa savaşı bitirdiler - 20.08.2010
  8. Savaşları bizimkine hem benzer hem benzemez - 19.08.2010
  9. Açe’den barış dersleri - 18.08.2010
  10. Barışabildiler, barışabiliriz... - 17.08.2010
  11. Devrimci hayaller ve derinlerdeki hakikat - 14.08.2010
  12. Açılım, ateşkes, barış - 13.08.2010
  13. Bu bir başlangıç - 11.08.2010
  14. İfratla tefrit arasında ip cambazları - 07.08.2010
  15. Yazarlığın iki hâli ve hırpalayan hakikat - 31.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Ergenekon Davası’nın Çankaya’daki adı: Şeffaflaşma - Yasemin Çongar
03.09.2010 06:21:21