Soranı da şaşırtan sorular vardır.
Bir tür refleks gibi sorulan sorular...
Birisi bir sözle, bir bakışla sinir uçlarınıza dokunduğunda, ağzınızdan dökülüveren, planlamadığınız, önleyemeyeceğiniz sorular...
Ergenekon davası henüz açılmamış ve iddianame henüz açıklanmamışken soruşturmanın yetkili bir ismi bana, Danıştay cinayeti ile Ergenekon arasında bağlantı olduğu şüphesini aktarmıştı.
Durup düşünseydim “nasıl bir bağlantı” derdim herhalde; “Ergenekon sanıklarını Danıştay cinayetini planlamakla mı suçlayacaksınız” diye sorardım.
Soramadım; ağzımdan dökülen sorular başkaydı:
“Ya Hrant Dink cinayeti? Ya Malatya katliamı? Ya Sabancı suikastı? Ya Ahmet Taner Kışlalı? Ya Uğur Mumcu?”
Yetkili, Hrant Dink başta olmak üzere son birkaç yılın çözümsüz kalmış siyasi cinayetlerinin Ergenekon’la bağlantılı olabileceğini, ancak bu konuda somut delillere henüz ulaşmadıklarını söyledi bana.
Sonra da, gerek devam eden 86 sanıklı Ergenekon Davası’nın, gerekse diğer Ergenekon zanlıları hakkında açılması beklenen ikinci davanın sınırlarını itiraf eden şu sözleri söyledi:
“Biz ancak son dört-beş senenin faaliyetleri üzerinde yoğunlaşabiliyoruz. Oysa tabii, en az on-yirmi sene geriye gidiyor bu iş.”
* * *
İddianameye bakın; devletin içine yuvalanmış Ergenekon suç örgütünün varlığına kanıt gösterilen belgeler en fazla dokuz yıl öncesine uzanıyor.
Örgütün, kendisini yirmibirinci yüzyıl şartlarına uydurabilmek amacıyla hazırlık yaptığını ortaya koyan “Ergenekon’un Yeniden Yapılanması” ve “Lobi” başlıklı iki belge 1999 tarihli.
“Lobi” belgesi bu hazırlığı şöyle özetliyor:
“Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren Ergenekon’un kontrolünde, sivil unsur olarak çalışması plânlanan Kemalist/ sivil Lobi’ye ve yapacağı çok yönlü yararlı faaliyetlere yeni yüzyılda gereksinim vardır.”
Velhasıl, 1999 tarihli bu belgede karşımızda yeni bir örgüt yok; eski yüzyıldan kalma “yararlı” faaliyetlerine yeni yüzyılda da ihtiyaç olacağından emin bir örgüt var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.