Suçun ağırlığını, muhteviyatı belirlemez sadece.
En ağır suç cezasız kalan suçtur.
Yerini bulmayan adalet, suçun mağdurlarını iki kat mağdur etmekle kalmaz; yeni suçların da yolunu döşer.
En korkunç cinayet faili meçhul cinayettir.
Adaletin yerini bulmaması, cinayet kurbanlarını, yakınlarının yüreğinde iki kere öldürmekle kalmaz; yeni canilerin, yeni kurbanların da yolunu açar.
Yerini bulmayan adalet, suçlu devletin temelidir.
* * *
Meryem Demir Siirt’te yaşıyor.
On üç yıl önce, Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Taşkonak ile Koçyurdu arasındaki yolda, yakılmış bir minibüste bulmuş babasının cesedini:
“Yanmış babamı iki dişinden ve saatinden tanıdım.”
O günden beri de adaleti arıyor:
“Artık Allahtan başka kimseden korkmuyorum, suçluların ortaya çıkması için her şeyi yapacağım. Yeni baştan yargılama
istiyorum.”
Bunları gazeteci Ümit Aslanbay’a söyledi Meryem Demir.
Anlattıklarını, 4 Mart tarihli
Milliyet’in geniş haberindeki fotoğrafına, kenarı oyalı beyaz bir tülbentle çevrelediği çehresine, çıkık elmacık kemiklerine, kalın kaşlarına, öfkeli gözlerine bakarak okudum.
Arada nefes alabilmek için durup gözlerimi kapayarak okudum.
* * *
Meryem Demir’in babası Ali Nas, Çevrimli Köyü’nde yaşarken zorla korucu yapılınca, korucu olmaya zorlanan amca ve dayı çocuklarıyla birlikte firar etmiş.
Beş firari, Tori-Dargeçit’te başka korucular tarafından yakalanıp Koçyurdu Karakolu’na götürülmüşler.
Önce burada, ardından Güçlükonak Karakolu’nda bir hafta boyunca işkence görmüşler.
Serbest bırakılmasından kısa bir süre sonra, Ali Nas’ın evinin kapısına üç kişi dayanmış.
“İki askerle birlikte sivil bir adam” diye anlatıyor Meryem Demir, “babamı, kahvaltı yaparken evden alıp tekrar Koçyurdu Karakolu’na götürdü.”
Sonra katliam gününe getiriyor sözü:
“Annem karakola gitti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.