Hrant Dink Cinayeti Davası’nda, Avukat Fethiye Çetin’in deyişiyle “en büyük dalgayı en sona saklayan” 14. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Rüstem Eryılmaz’ın açıklamalarını “tarihî bir itiraf” niyetine okumak mümkün. Eryılmaz, önce Vatan Gazetesi’ne, ardından kanal kanal dolaştığı televizyonlara konuştu. Söylediklerinin özeti şu:
“Örgüt suçlamasından herkesi beraat ettirdik ama bu, ortada örgüt olmadığı anlamına gelmez… Bu cinayet, birkaç simitçinin işi gibi basite indirgenemez. Bence de basit bir cinayet değil ama basit olmadığını gösteren delillere ulaşamadık… Bu cinayet Yasin Hayal’in kafasından çıkmış bir fikir değil. Azmettiren birilerinin olması gerekir. Bu nedenle karardan şahsen ben de tatmin olmadım.”
Bu açıklamaları işiten her makul insan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gibi isyan edecektir elbet. Arınç, “Hâkimler verdikleri kararla konuşurlar. Delil durumu ve vicdanlarına göre karar verirler” derken haklı.
Hâkim Eryılmaz, dünkü açıklamalarıyla bir yandan kendi “vicdanına göre” karar vermediğini itiraf etmiş oldu. Diğer yandan, Eryılmaz’ın, davanın beşinci yılında “örgüt suçundan” beraat üstüne beraat kararı vermesini “delil yetersizliğine” bağlaması da, temsil ettiği mahkemenin delillerin toplanması ve değerlendirilmesi konusundaki aczinin itirafıdır. Dün “Cinayetin arka planı olması muhtemel” diyen Eryılmaz, önceki gün “Cinayetin arka planı yoktur” anlamına gelen bir karar vermiştir ve bunu, ortada hâlâ değerlendirilmeyi bekleyen deliller varken yapmıştır. Duruşma Savcısı Hikmet Usta’nın kararı temyiz ederken söylediği şu cümleleri not edelim: “Örgüt de var, delil de var, hem de fazlasıyla. Örgüt yapısının olmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermek suretiyle yasaya aykırı davranıldığı anlaşılmaktadır.” Eryılmaz’ı medya kuşuna dönüştüren şey de, bu “yasaya aykırı” davranışı “hukukî” gösterme telaşı sanırım.
Nafile bir telaş; zira şaka gibi ama değil, sanıklardan biri hakkında karar vermeyi tamamen unutmuş bir Mahkeme Heyeti Başkanı’ndan söz ediyoruz ve onun, bu vaziyeti, dünyanın en tabiî hadisesiymişçesine, “Coşkun İğci konusu gözden kaçmış” diye açıklayıvermesi de, davanın ne kadar gayrıciddi görüldüğünü ortaya koyuyor zaten.
Gelelim, mahkemenin kararından “rahatsız” olduğunu gizlemeyen hükümetin bu sonucun hazırlanmasındaki rolüne... Dün “Hükümet ‘Hrant için, adalet için’ ne yapabilirdi de yapmadı” sorusunu sordum kendime ve cevabı ararken, Dink ailesinin avukatlarının 2011 başında hazırladıkları Dördüncü Yıl Raporu’nu yeniden okudum, son ayların davayı ilgilendiren gelişmelerine tekrar baktım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.