1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 10 Şubat 2012 Cuma 00:56
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 21.08.2010
Yasemin Çongar
İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak Yasemin Çongar - İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak Yasemin Çongar - İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak Yasemin Çongar - İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak Yasemin Çongar - İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak Yasemin Çongar - İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak Yasemin Çongar - İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak Yasemin Çongar - İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin

* Yasemin Çongar’ın bu yazısı YA DA köşesinde değil, EX LIBRIS / DÜNYA BUNLARI OKUYOR adlı köşede yayımlanmıştır.  

***

İnsanın, hüznünü sevmeyi öğrenmesi mi yoksa huzur?

Birbirimize ağrılarımızı anlattığımız huzurlu akşamın sonunda, gecenin bağrına doğru kaybolurken sen, orada, arkanda, sokağın ortasında öylece durup bunu düşündüm. Vedalaşmadan az önce, bizi artık temelli terkettiğini sandığımız o tanıdık serinliğin nefesini yüzümüzde hissetmiştik; acemi, tutuk, nicedir ilk olduğunu kendisi de bilirmişçesine ürkek bir nefes. Tek bir silkelemeyle içindeki bütün o güvenli gölgelerden, tatlı ürpertilerden yoksun bıraktığı hayatımızı haftalardır kızgın ateşinde çevirip duran ağustos, hikâyelerimizi de rehin almıştı sanki; hikâyelerimiz sadece sıcağın, sadece rutubetin, uykusuz gecelerle ağrılı sabahların, ani bir başdönmesiyle kuytulara çöküverdiğimiz uzun ikindilerin bunaltısına dönüşmüştü. Mermer merdivenlerden, topuk seslerimi komşuların uykusuna bırakarak çıkarken, apartmandaki arapsabunu kokusunu içime çekip “yağmur gelecek” diye düşündüm; özlediğimiz yağmurlar yakın. Her ağustos gibi bu seferkinin de gidici olduğunu anlamak sevindirmişti beni. Buna, sen de sevinmiş olmalısın.


Zamanın zaferi mutlaktır madem

Gece hâlâ ağustos gecesiydi. Üzerime buz gibi üfleyen beyaz balinanın altına sığındım okumak için. Kitap, sabaha karşı bittiğinde, her zamanki gibi parmaklarımla burnumun ucu değil sadece, her yanım üşümüştü ve bunu, klimadan ziyade Per Petterson'a borçlu olduğumu biliyordum. 


I Curse the River of Time
(Zamanın Nehrini Lanetliyorum) ya da orijinal adıyla Jeg forbanner tidens elv, 1952 doğumlu Norveçli yazarın 2008’de yayımlanan son romanı; kitabın benim okuduğum İngilizce çevirisi ise daha yeni piyasaya çıktı.

Tek kelimeyle “serin” bir roman I Curse the River of Time; itici ya da mesafeli anlamında değil ama, tam tersine insanı sarmalayan bir serinlikten söz ediyorum; huzura dönüşmüş hüzün gibi bir şey bu.


“Ayrılığın kırılgan görüntüleri, o günlerdeki haliyle köy / Zamanın nehrini lanetliyorum; otuz iki yıl olmuş”

Mao’nun mısralarından esinlenmesi boşuna değil Petterson’un; yazısına bir bütün olarak hâkim olan o serin duygu, tam da Mao’nun şiirindeki gibi, ama bir daha hiç dokunamayacağımız bir geçmişi, ama ergeç üzerimizi örtecek toprağı da ıslatacağını bildiğimiz yağmurları özlemek gibi, zamanla ilişkisi hep biraz lanetli olsa bile, nihai teslimiyetimizin mutlaklığını hatırlattığı ölçüde yine de huzurlu bir duygu.

Dünyada ve bizde, daha ziyade, orijinal adı Ut og stjaele hester olan At Çalmaya Gidiyoruz (Deniz Canefe’nin çevirisi, Metis, 2008) romanıyla tanınan Petterson, daha önce, hem o ödüllü kitabında hem de benim yine İngilizcesinden bildiğim Til Sibir’de (Sibirya’ya Doğru) yaptığını yapıyor burada da; hafızalarının kesik parçalarını tek tek birleştirmek yerine, bir masanın üzerinde gelişigüzel yayarak resmettiği karakterleri, hayattan, birbirlerinden ve son tahlilde kendilerinden koptuklarının farkına vardıkları o küçük boşluklarda yakalarken, bu boşlukların sadece kadri bilinmesi gereken birer mola değil, belki de “herşey” olduğunu hatırlatıyor bize.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Suriye’de Rus planı ve askerî seçenek - 08.02.2012
  2. Beşşar Esad’ın aklından ne geçiyor - 07.02.2012
  3. Lekeli zihinlerimize günışığı değince… - 04.02.2012
  4. Yerinizden kıpırdamadan firar etmek istediğinizde - 28.01.2012
  5. Abdullah Gül siyasete döner - 25.01.2012
  6. Uludere’de beş görev - 24.01.2012
  7. Mizaha en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde... - 21.01.2012
  8. Hükümet, Hrant için neler yapmadı neler... - 20.01.2012
  9. Hepiniz Hayalsiniz - 18.01.2012
  10. Eski devlet, yeni devlet - 17.01.2012
  11. Faşist temaşaya Milli Eğitim darbesi - 13.01.2012
  12. Başbakan cevap vermeli - 11.01.2012
  13. Videodaki hakikat - 10.01.2012
  14. Keşke ‘Kasımpaşalı’ kalabilseydi... - 04.01.2012
  15. Bağdat’ta kritik günler - 03.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Müzakereler barış için bir fırsattı
  5 milyar dolar yatırımla 45 yeni AVM geliyor
  Çağlayan: Angela Merkel bizi incitiyor
  Sanayi üretiminde 3.7 artış
  Demirören’den kamuoyu yoklaması
  Beşiktaş’a gol atınca dua ettim
  Divan Kurulu toplantısı yapıldı
  Londra’ya emin adımlarla
  Futbolun kuralı yeniden yazılıyor
  Ersan’dan “double double”
  Derbi maçın galibi Fenerbahçe
  Anadolu Efes işi mucizeye bıraktı
  Arkas Spor ilk 6 arasına girdi
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
ARADA
Markar Esayan - 09.02.2012
Devlet ve kurumları
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 09.02.2012
Türk futbolu medeni değil!
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Yasemin Çongar - "İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak" başlıklı köşe yazısı
10.02.2012 00:56:08