
* Yasemin Çongar’ın bu yazısı YA DA köşesinde değil,
EX LIBRIS / DÜNYA BUNLARI OKUYOR adlı köşede yayımlanmıştır.
***
İstisnasız bütün kadınları ya böyle görünmekten özellikle hoşlandıkları, bunun tuhaflığına aldırmayacak kadar cevval ve cüretkâr olabilmek istedikleri için birer “deli” gibi davranan, ya da satıhtaki sükûnetlerinin altında saklı o ıssız kuyularıyla sarp tepeleri takip edilmesi olanaksız bir hız ve kuralsızlıkla yer değiştirirken, bunu asla belli etmedikleri, içlerindeki fay hattı korkunç bir gürültüyle kırılıp parçalanırken bile, hayata karşı hep sakin, dengeli ve mesafeli durabildikleri için yavaş yavaş “deliren” o geniş ailenin, yelelerine ak düşmüş bir erkek aslanı andıran en yaşlı ve en heybetli kadını, o zamanlar bir kedi yavrusu kadar ürkek ve sokulgan olan en küçük torununu kucağına oturtup nasihat etti bir gün:
“Kararınca sev kızım, haddince arzula; yoksa dengen bozulur, huzura eremezsin.” Bu cümleyi hiç unutmadım.
Teşhis mühim, tedavi imkânsız
Delilik üzerine çok düşündüğüm yıllarda, deliliğin sınırlarla ilişkisini de düşünürdüm.
Ruhun, sınırlara birtürlü itaat edememesi miydi delilik? Yoksa, sınır tanımayan bir ruh, itaatsizlik edemediği için mi deliriyordu? Adam Phillips bu eski, cevapsız sorularıma döndürdü beni. Anlattıklarından ve anlatışından ziyade, anlattıklarının beni taşıdığı yer için sevdiğim bir yazar o; “iyi bir psikoterapist” demek daha doğru belki; Phillips’in buluşlarıyla, oyunlarıyla, “aforizmatik” yüküyle kimi zaman beni yorsa da, hemen her zaman, kendi fay hattımın kenarında yürümemi kolaylaştıran, hatta biraz gayret edersem, o derin kırığın içine pekâlâ süzülebileceğim hissini veren yazılarının iyileştirici olmasa bile, teşhisi, dolayısıyla tedaviyi ima eden bir yanı var. Ya da hadi, Phillips gibi söyleyeyim ben de,
“Amaç tedavi değil ki zaten, tedavi edilemez hastalıklarımızın neler olduğunu görebilmek mesele.” 1954 Cardiff doğumlu bir çocuk psikoterapisti ve edebiyat eleştirmeni Phillips. Siz, onu tabii ki tanıyorsunuz!
Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine (Ayrıntı, 1996),
Flört Üzerine (Ayrıntı, 1997),
Dehşetler ve Uzmanlar (Metis, 1998),
Tekeşlilik (Metis, 1997),
Kreşteki Yabani (Ayrıntı, 2000),
Hep Vaat Hep Vaat (Metis, 2007) gibi kitaplarının adlarını, bu aslına uygun tercümeleriyle anmak bile, Phillips’in niye Türkiye dâhil birçok memlekette “çok sattığını” açıklıyor zaten. Başlıklarının vaat ettiği kadar “gıdıklayıcı” konularda, üstelik “hep vaat hep vaat” diye dudak büktürmeyecek bir üslûp ve kavrayışla yazıyor Phillips. Onun denemelerini okurken, arada bir, aynı suda daha önce yıkandığınız duygusuna kapılsanız bile, geniş yatağında gayet sakin ve duru akan bir nehrin cazibesine karşı koymak kolay değil.
Düşünceye dek dönüp duran çocuklar
Phillips’in Britanya’da bu yaz yayımlanan son kitabının öncekilerden daha mütevazı ve belki de bu yüzden daha iddialı bir başlığı var:
On Balance. İngilizcede, “denge üzerine” anlamına geliyor bu ve Phillips, her biri bir yönüyle “denge” kavramını ilgilendiren yirmi iki deneme toplamış kitapta. Ama “
on balance” aynı zamanda, muhasebenin tamamlandığını muştulayan bir deyim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.