1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 09:52
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 17.12.2011
Yasemin Çongar
İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk Yasemin Çongar - İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk Yasemin Çongar - İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk Yasemin Çongar - İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk Yasemin Çongar - İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk Yasemin Çongar - İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk Yasemin Çongar - İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk Yasemin Çongar - İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk

* Yasemin Çongar’ın bu yazısı YA DA köşesinde değil, EX LIBRIS / DÜNYA BUNLARI OKUYOR adlı köşede yayımlanmıştır.

***

Zirveler kalıyor bizimle. Zirveler ve sonlar. “Hatırlayan benlik” tecrübenin akışına, süresine aldırmıyor nedense. Sadece zirveleri alıkoyuyor o; geçilen yollara boş verip, varılan sonları saklıyor kendine. Çünkü hazzın da acının da nihai hükmünü, hep aynı yerde, tırmanıp eriştiğimiz ve belki bir an –sadece bir an– durduğumuz o en yüksek noktada veriyor hafızamız. O kısacık an donup kalıyor bizimle. Bir de tabii, her şeyin nasıl bittiği yerleşiyor aklımıza. İster bizi bayıltmadan ameliyat ettiklerini düşünelim, ister huzurlu bir tatili ya da zor bir ilişkiyi hatırlayalım, herhangi bir tecrübe, bize en fazla acı ya da en fazla haz verdiği noktalardan ve nihayetinden alıyor aklımızdaki mezuniyet notunu. O noktalar arasında ne yaşadığımızın, ne kadar süreyle yaşadığımızın ve yaşadığımız şeyin bize verdiği hazzın ya da acının derece derece nasıl yükseldiğinin, yükselirken nerelerden geçtiğinin, yani “zirve” ya da “son” olmayan bütün o ara noktaların, inişlerin, çıkışların, durakların, platoların, yaşarken her şeyden daha önemli görünen bütün o mütereddit ve heveskâr, bedbaht ve çılgın, sancılı ve sakin anlarımızın, bütün direnen ve kabullenen, kasılan ve gevşeyen, kanayan ve gülen hallerimizin pek bir ehemmiyeti kalmıyor sonradan. “Hatırlayan benlik,” ziyadesiyle seçici bir benlik zira. “Hatırlayan benlik,” zirve ve sona odaklanırken, süreci ısrarla gözden kaçırmasıyla, “deneyimleyen benlik”ten apayrı bir yaratık.

“Bu çok tuhaf görünebilir ama” diyor Nobelli psikolog Daniel Kahneman, “ben hatırlayan benliğiyim kendimin ve deneyimleyen benlik, yani yaşama uğraşını benim için her an yerine getiren benlik, adeta bir yabancı kadar uzak bana.”


“Sistem Bir” ile “Sistem İki” arasında

Kahneman’ın –ve hepimizin– iki benliğine döneceğim, ama önce küçük bir sınavdan geçmeyi öneriyorum:

Genç bir kadın tahayyül edin. Gayet akıllı, bağımsız ve bekâr bir kadın. Adı Linda olsun. Şimdi Linda’nın öğrencilik yıllarındaki halini canlandırın aklınızda; ayrımcılığa ve sosyal adaletsizliğe tepki duyduğunu, bu haksızlıkların giderilmesi için aktif biçimde çalıştığını, eylemlere katıldığını düşünün. Bugün için aşağıdakilerden hangisi daha yüksek bir olasılık dersiniz?

Bir: Linda bir bankada veznedardır. İki: Linda bir bankada veznedardır ve feminist harekette aktiftir.

Doğru cevap, tabii ki birinci seçenek. Her olasılık sorusunda olduğu gibi, burada da, ilave niteliklerle daraltılan bir seçeneğin gerçekleşme şansı azalıyor zira. Herhangi bir “x” kişisinin veznedar olma olasılığı, o kişinin hem feminist hem veznedar olma olasılığından her zaman için daha yüksek.Ama Kahneman’dan öğreniyoruz ki, olasılık problemleri konusunda kapsamlı eğitim almış olan Stanford Üniversitesi İşletme Fakültesi Yüksek Lisans öğrencilerinin yüzde 85’i bile, Linda’nın “feminist bir veznedar” olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu söyleyerek, bu sınavda başarısız olmuş.

Niye? Çünkü çoğumuz böyle bir soruyla karşı karşıya kaldığımızda, bize ne sorulduğunu düşünmüyoruz bile. Olasılık hesabı yapmamızı gerektiren bir durumda, anlatının tutarlılığına, yani aslında görünüşe bakmakla yetiniyoruz. Linda’nın öğrencilik yıllarındaki aktivizmi, onu feminist yapmıştır diyoruz. Mantık yürütüyoruz ama sorunun özünü gözden kaçırdığımız için “irrasyonel” düşünüyoruz. Ya da Kahneman’ın deyişiyle “hızlı” düşünüyoruz, yani iki sistemimizden sadece birini işleterek düşünüyoruz.

1934 Tel Aviv doğumlu Kahneman, 2002’de Nobel Ekonomi Ödülü’nü almasından sonra yayımladığı ilk kitap olan ve bir bakıma, bilişsel (cognitive) ve hazsal (hedonic) psikoloji alanında yıllardır süren çalışmalarının özetini sunan kitabına Thinking, Fast and Slow (Düşünmek, Hızlı ve Yavaş) adını vermiş. Kahneman’a göre, insan beyni iki vitesli ya da iki sistemli bir araç gibi çalışıyor. Sistem 1 gayet hızlı işliyor ve içgüdülerden, izlenimlerden, çağrışımlardan, benzetmelerden, metaforlardan esinlenerek, hayatın karşımıza çıkardığı sorulara neredeyse “otomatik” cevaplar veriyor. İradi olarak yönlendirmediğimiz, doğrusu hiçbir zaman da düğmesine basıp kapatamadığımız bir şey bu Sistem 1; çoğu zaman doğru sonuçlara ulaştırıyor bizi ama bazen de, Linda probleminde olduğu gibi sınıfta bırakabiliyor. Ve hayatımız boyunca verdiğimiz cevapların, yaptığımız tercihlerin, aldığımız kararların büyük bölümünde Sistem 1’in imzası var.

Buna karşılık, Sistem 2 yani “yavaş” düşünen beynimiz genellikle tatlı bir uyku halinde; çalışması için önce dürrtüp uyandırmamız gerekiyor onu, yani irade gerekiyor, düğmesine bizzat basmamız gerekiyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Yazmak, arzulamak ve taraf olmamak - 19.05.2012
  2. Anlamak, hatırlamaktan daha önemlidir - 12.05.2012
  3. Özür - 05.05.2012
  4. Zarafete meyyal bir hayvan olarak şair - 28.04.2012
  5. Yeryüzü tanrılarına seçmeli Şeriat dersleri - 21.04.2012
  6. Oraların gulagları, hepimizin günahları - 14.04.2012
  7. Geçmişi kayıp, geleceği müphem bir diyarda - 07.04.2012
  8. Yiğidin kamçısı ve beş bin yıllık sorular - 31.03.2012
  9. Yaşarken cehennem, yazarken cennet - 24.03.2012
  10. Diş macunundan devrime alışkanlığın gücü - 17.03.2012
  11. Hayatı hakiki kılan sessiz sıradanlıklar - 10.03.2012
  12. Mutsuz evlilikler, zor ayrılıklar, sağlam cümleler - 03.03.2012
  13. Sutûr-u kâinat ya da tevazu için birkaç iyi neden - 25.02.2012
  14. Zaman yolcuları ve aklın matruşka teorisi - 18.02.2012
  15. Bu işler CIA’de nasıl oluyor? (3) - 17.02.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Meksikalı öğrenciler öfkeli Hedef yandaş medya
  Af Örgütü BM’ye meydan okudu
  Powell da eşcinsel evliliği destekliyor
  Muhalif lider Galyun istifa etti
  Maliki gider kriz biter
  Karolin için 50 sene beklemeyin
  ÇİN’DE YAVAŞLAMA SİNYALLERİ
  Ziraat’ın ismi ve amblemi korunacak
  TTNET’ten günde 2 TL’ye internet
  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımsal destekleme kapsamında yağlı tohumlu bitki ü
  Çiftçiye 735 milyon TL destek ödemesi
  Citi çıkış için tarih verdi
  Avea, bir günde yedi mağaza açtı
  Fransa’da da durum kötü
  18 milyar TL’lik ürün telef oluyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 25.05.2012
Erdoğan’a ne oluyor
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 25.05.2012
29 Mayıs
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 25.05.2012
Kürşat’la polemik!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 25.05.2012
Kıvılcım

Ali Abaday - 25.05.2012
Çocuktan öğren birey olmayı
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 25.05.2012
İdris Naim Şahin: AKP’nin bilinçaltı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 25.05.2012
Kusura bakmadık, kahrolduk Sayın Başbakan
GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar - 25.05.2012
Sönmüş yıldızlar, köhnemiş ideolojiler
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 25.05.2012
Futbolun ölüp bittiği yok
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 25.05.2012
Medya, Facebook’la ilgili aldatıcı reklâm yaptı
-
Ali Erden - 25.05.2012
Bal ve kan diyarında trajediler
MÜBAREK CUMA
Ramazan Rasim - 25.05.2012
Peygamber Efendimiz Uludere için ne demişti
DAHA DA YAZMAM
Tuncer Köseoğlu - 25.05.2012
Ben Erkan Encü
TUVALE KARŞI
Tayfun Serttaş - 25.05.2012
Karolin’in suçu ve suçunun aleti
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Yasemin Çongar - "İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 09:52:51