Orgeneral Işık Koşaner’in 27 ağustosta Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini devralırken yaptığı konuşma, demokrasi açısından ne kadar talihsiz saptamalarla doluysa, Türkiye’deki ulusalcı kesimin zihniyetini yansıtması açısından da o kadar paha biçilmezdi.
Öyle ki Taraf’ın dünkü manşetinde “andıç” diye nitelendirdiği bu konuşmayı pekala “ulusalcı bir manifesto” niyetine okuyabilirsiniz.
Küreselleşmeyi öcü ilan eden; Avrupa Birliği ve ABD karşıtlığını gizlemeyen; ordunun çekilmesi gereken demokratik yetki sınırlarına baş kaldıran bir manifesto...
Ve tabii, bu ülkede dünyaya sırtını çevirmeyen, dünyanın demokratik standartlarını burada da hayata geçirmek isteyen kim varsa onları “halk düşmanı” ilan etmeye yeltenmesiyle “andıç” benzetmesini ziyadesiyle hak eden bir üslup.
***
Orgeneral Koşaner, küreselleşmeye duyduğu nefreti 1920’lerden kalma bir zihniyetle ortaya koyan ve 2008 yılına ait olması bakımından kanımca “ibretlik” kategorisine giren cümlelerinden birinde şöyle diyor:
“Ulus ötesi sosyal ve kültürel hareketler ile etnik çeşitlilik, ulusal birlik ve güvenliği tehdit eder hale gelmiştir; uluslararası kuruluşlar ve ulus ötesi sivil toplum örgütleri küresel karar alma ve uygulama aşamasında giderek daha etkili olmaya başlamıştır.”
Türkiye’nin 2008’deki Kara Kuvvetleri Komutanı’nın sosyal ve kültürel hareketlerle, etnik çeşitliliği tehdit sayması sizce makul mü?
Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefini benimsemiş; küresel ekonomiye her geçen gün daha fazla entegre olan; uluslararası kuruluşlarda temsil edilen ve daha etkin temsil edilmeyi arzulayan bir ülkenin Kara Kuvvetleri Komutanı’nın, uluslararası kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin etkisinin artmasından yakınması sizce mantıklı mı?
***
Koşaner’in, “küreselleşmenin önünde en büyük engel” olarak nitelediği “ulus devlet” için yarı ağıt-yarı methiye tadındaki konuşmasında, küreselleşmenin motoru ve ulus devletin baş düşmanları olarak Avrupa Birliği ve ABD’yi gördüğü de aşikâr.
Yazının devamını okumak için tıklayın.