Her tarafından teessüf taşan yazıyı teessür içinde okudum.
“Bu kadarı ayıp oluyor” diyordu yazar.
Öyle ya, hiç olur muydu; Türkiye, kadın-erkek eşitliği bakımından dünyanın en geri ülkeleri arasında gösterilebilir miydi?
“Türkiye’yi ve Türkleri iyi tanıyan,” “memleketimize hayranlığını her fırsatta dile getiren” Prof. Klaus Schwab gibi bir ahbabımızın kurumu bunu ne cüretle yapıyordu?
Küresel Cinsiyet Farkı hesaplamasında, Türkiye’yi 130 ülke arasında 123’üncü göstermek, Dünya Ekonomik Forumu’nun ne haddineydi?
“TÜSİAD’ın, Sabancı Holding’in, HSBC’nin başındaki başarılı Türk kadınları şimdi çıkıp Schwab’a bir çift söz etmez miydi?”
Bu müteessif satırları okurken hayret ve öfke de duydum ama doğrusu, daha ziyade müteessir oldum.
Zira bu satırların yazarı
Sabah’taki sütununu genellikle ciddi analizlere ayıran Erdal Şafak...
Ve Türkiye’de kadınlarla erkekler arasındaki uçurumun “isyan ettirici” bir yanı var kuşkusuz.
Şafak’ın isyanını, uçurumun kendisi yerine, “uçurum bu kadar da büyük olamaz” hüsnüniyetiyle Dünya Ekonomik Forumu’na yöneltmesi ise, gülünç bile olsa, özünde insani bir zaafı yansıtıyor.
Ayrıca Şafak, Türkiye bölümünde bazı hanelerin boş bırakılmasını eleştirirken, bu eksiklerin hesaplamaya doğrudan etki etmeyen “ilave” hanelere ait olduğunu fark etmemiş olabilir.
Ancak Şafak’ın “Zahmet edip Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesine bile girmemişler. Üstelik kullanılan verilerin çoğu da en az iki yıllık” eleştirisi havada kalıyor.
Zira, Küresel Cinsiyet Farkı Endeksi kapsamındaki 130 ülkenin her biri için kullanılan kaynaklar aynı: milli internet siteleri ziyaret edilmiyor; Uluslararası Çalışma Örgütü, Birleşmiş Milletler, UNESCO ve benzeri kurumların en yeni resmî raporları esas alınıyor.
Velhasıl, ortadaki vahim tablo “Türkiye’nin hakkını yiyen” Dünya Ekonomik Forumu’nun ya da ülkemize ihanet eden Prof.
Yazının devamını okumak için tıklayın.