1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 09:54
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 24.12.2011
Yasemin Çongar
Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim Yasemin Çongar - Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim Yasemin Çongar - Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim Yasemin Çongar - Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim Yasemin Çongar - Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim Yasemin Çongar - Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim Yasemin Çongar - Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim Yasemin Çongar - Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim

* Yasemin Çongar’ın bu yazısı YA DA köşesinde değil, EX LIBRIS / DÜNYA BUNLARI OKUYOR adlı köşede yayımlanmıştır.

***

Bir ışık-gölge oyunu gibi geçiyor hayatın içinden. Onu görebiliyorum. Henüz akların yumuşatmadığı siyah sakalları ve bembeyaz teniyle, vaktiyle Pisa Üniversitesi’nde dersini verdiği o tılsımlı sanatı andırıyor çehresi; chiaroscuro konuşuyor, chiaroscuro düşünüyor. Biraz da böyle ışıklı gölgeli konuşup düşünebilmesi sayesinde, resmin geometrisiyle uğraşmayı çoktandır bıraktı; artık Padua’da aklın geometrisini çalışıyor, matematik öğretiyor ve verdiği her molada tefekkürle gökyüzüne dikiyor gözlerini. Otuz üç yaşında. Güneşi kâh susup kâh şakıyarak etrafımızda dört dönen bir hanende, ayı ise ışığı kendinden menkul kristal bir küre olmaktan kurtaracağı, kendi deyişiyle, “dünyayı göklere çıkarıp,” evreni merkezsiz bırakacağı, bütün bunların kefaretini de evhapsinde ödeyeceği kırk beş yılı daha olduğunu bilmiyor henüz. Toscana Dükü İkinci Ferdinando de’ Medici’ye “mütevazı köleniz ve sadık tebanız” diye imzalayacağı büyük eseri Dialogo dei due massimi sistemi del mondo’nun (İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog) notlarını tutmaya yeni başlamış; aklı her şeyden çok med-cezirde o sırada, denizlerle gökler arasındaki cilveli ilişkinin esrarını çözmeye çalışırken, keşfinin kendisini de değiştireceğini sezdiği için olsa gerek, “Kim daha yükseklerdeki bir noktaya ulaşmayı hedeflerse, kendini o denli farklı kılmaya çalışır” diye yazıyor bir köşeye. Medcezir üzerine yazmak istediğinde ise, bir eli diğerini tutuyor. Sonra oturup, kısa bir mektupta, kendisini anlayabileceğini hissettiği yegâne insana itirafta bulunuyor: “Sizin gibi daha çok insan olsaydı, düşüncelerimi yayımlamaya cesaret ederdim. Olmadığına göre sessizliğimi koruyacağım.”

Yirmi yedi yaşındaki meslektaşı ise hiç geciktirmediği cevabında, belki biraz da gençliğin cevvalliğiyle cesarete davet ediyor onu: “Hareket ettiklerini hissetmedikleri için, her an hareket halinde olduklarına bir türlü inanmayanlar sadece sizin İtalyanlarınız değil; Almanya’daki bizler de bu fikre hiç sıcak bakmıyoruz. Ama kendimizi güçlüklerden korumanın yolları var, aziz dostum… İyimser olun ve görüşlerinizi herkese açıklayın. Eğer yanlış düşünmüyorsam, Avrupa’daki seçkin matematikçilerden pek azı bizlere karşı çıkacaktır. Gerçeğin kudreti o denli büyük.”


Duvara karşı dev bir fırsat...

Nerede durduğumuzu, daha doğrusu nerede döndüğümüzü bize öğreterek insanlığın en büyük zihinsel devrimlerinden birine imza atan Galileo Galilei ile Nicholas Kepler’in, 1597’deki yazışmalarını okurken, dört küsur asır öncesinin bugün bulunduğumuz yere ne kadar uzak ve tuhaf biçimde ne kadar da yakın olduğunu düşündüm. Kopernik’in kendilerinden yüz elli yıl önce açtığı yolda, o yolu değiştirerek yürümek isteyen iki genç bilimadamının birbirlerine duydukları ihtiyaç, rekabetlerini besleyen hırstan bile daha güçlü, kibirlerini bileyen zekâdan bile daha keskindi. Hiç yıkılmayacak gibi görünen bir duvarı yıkmaya girişen herkes bu ihtiyacı bilir. Hayata ilişkin algımızı ve haliyle de hayatımızı değiştirmeye niyet eden bir cüret, her devirde yeni suç ortakları arar kendine.

İnsanı “suç ortaklığına” kışkırtan bir kitap okuyorum şimdi. Dokuz yaşındaki kızımdan bana yaşgünü hediyesi. İçine, gençliğini ele veren harflerle “Çünkü ben de bilimi seviyorum” yazmış. Kitabın adı, Reinventing Discovery: The New Era of Networked Science (Keşfi Yeniden İcat Etmek: Ağlı Bilimin Açtığı Yeni Çağ). Yazarı, 1974 Avustralya doğumlu, Kanada’da mûkim fizikçi Michael Nielsen, Galileo’yu, Kepler’i anlatmıyor ama beni kütüphanemin eskileri arasında eşindirmeye yeten çarpıcı bir tezi var: “Galileo’nun, Newton’ın ve çağdaşlarının en büyük mirası çağ değiştiren buluşlar değil, bilimsel keşif yönteminin kendisi, tabiatın nasıl işlediğini anlamanın yoluydu. On yedinci yüzyılın başında, en ufak bilimsel ilerleme bile sıradışı bir deha gerektiriyordu. Dönemin bilimadamları, bilimsel keşfin yöntemini geliştirmekle, on yedinci yüzyılın sonunda bu tür bilimsel ilerlemelerin seri imalata dönüşmesini, her ciddi bilimsel araştırmadan beklenen doğal bir sonuç haline gelmesini sağladılar. Önceleri deha gerektiren şey rutinleşti ve bilim patlama yaptı.”

Nielsen, bilimsel ilerlemenin gündelikleşmesine ilişkin asıl büyük sözünü ise o güne değil, bugüne dair söylüyor:

“Keşiflerin yapılış yolunu ilgilendiren iyileştirmeler, tekil bir keşiften çok daha önemlidir.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Yazmak, arzulamak ve taraf olmamak - 19.05.2012
  2. Anlamak, hatırlamaktan daha önemlidir - 12.05.2012
  3. Özür - 05.05.2012
  4. Zarafete meyyal bir hayvan olarak şair - 28.04.2012
  5. Yeryüzü tanrılarına seçmeli Şeriat dersleri - 21.04.2012
  6. Oraların gulagları, hepimizin günahları - 14.04.2012
  7. Geçmişi kayıp, geleceği müphem bir diyarda - 07.04.2012
  8. Yiğidin kamçısı ve beş bin yıllık sorular - 31.03.2012
  9. Yaşarken cehennem, yazarken cennet - 24.03.2012
  10. Diş macunundan devrime alışkanlığın gücü - 17.03.2012
  11. Hayatı hakiki kılan sessiz sıradanlıklar - 10.03.2012
  12. Mutsuz evlilikler, zor ayrılıklar, sağlam cümleler - 03.03.2012
  13. Sutûr-u kâinat ya da tevazu için birkaç iyi neden - 25.02.2012
  14. Zaman yolcuları ve aklın matruşka teorisi - 18.02.2012
  15. Bu işler CIA’de nasıl oluyor? (3) - 17.02.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Meksikalı öğrenciler öfkeli Hedef yandaş medya
  Af Örgütü BM’ye meydan okudu
  Powell da eşcinsel evliliği destekliyor
  Muhalif lider Galyun istifa etti
  Maliki gider kriz biter
  Karolin için 50 sene beklemeyin
  ÇİN’DE YAVAŞLAMA SİNYALLERİ
  Ziraat’ın ismi ve amblemi korunacak
  TTNET’ten günde 2 TL’ye internet
  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımsal destekleme kapsamında yağlı tohumlu bitki ü
  Çiftçiye 735 milyon TL destek ödemesi
  Citi çıkış için tarih verdi
  Avea, bir günde yedi mağaza açtı
  Fransa’da da durum kötü
  18 milyar TL’lik ürün telef oluyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 25.05.2012
Erdoğan’a ne oluyor
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 25.05.2012
29 Mayıs
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 25.05.2012
Kürşat’la polemik!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 25.05.2012
Kıvılcım

Ali Abaday - 25.05.2012
Çocuktan öğren birey olmayı
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 25.05.2012
İdris Naim Şahin: AKP’nin bilinçaltı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 25.05.2012
Kusura bakmadık, kahrolduk Sayın Başbakan
GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar - 25.05.2012
Sönmüş yıldızlar, köhnemiş ideolojiler
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 25.05.2012
Futbolun ölüp bittiği yok
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 25.05.2012
Medya, Facebook’la ilgili aldatıcı reklâm yaptı
-
Ali Erden - 25.05.2012
Bal ve kan diyarında trajediler
MÜBAREK CUMA
Ramazan Rasim - 25.05.2012
Peygamber Efendimiz Uludere için ne demişti
DAHA DA YAZMAM
Tuncer Köseoğlu - 25.05.2012
Ben Erkan Encü
TUVALE KARŞI
Tayfun Serttaş - 25.05.2012
Karolin’in suçu ve suçunun aleti
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Yasemin Çongar - "Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 09:54:04