Neşe Düzel’in sözü dolandırmayan, sakin ve sağlam sorularına uzun bir iç hesaplaşmanın sonucu olduğu anlaşılan samimi cevaplar verdi Dinç Bilgin.
Ve ortaya Türkiye’nin bugünlere nasıl geldiğini anlamak için “rehber” niyetine okunabilecek bir konuşma çıktı.
Sabah Grubu’nun patronuyken bizzat aktörü olduğu ya da tanıklık ettiği olaylar üzerinden, medyamızın hal-i pür melaline ışık tutan açıklamaları nedeniyle, her gazeteci kadar, her gazete okurunun da Dinç Bilgin’e şükran borcu olduğunu düşünüyorum ben...
Kendi adıma kalpten teşekkür ediyorum. Bilgin’in anlattıklarının gerçekliğine ve bunları anlatmasını mümkün kılan özeleştirinin dürüstlüğüne dudak bükerek, onu “günah çıkara çıkara günahsızlaşmaya çalışıyor” diye küçümseyen meslektaşlarımızı kendi günahlarıyla baş başa bırakmak en iyisi.
Ama Türkiye’deki değişimi kavramak isteyen, bu değişimin ne sayesinde ve neye rağmen gerçekleştiğini merak eden herkes, Taraf ’ın iki bölüm halinde yayımladığı Düzel- Bilgin söyleşisini dikkatlice okumalı bence.
Konuşmanın bir yerinde, Sabah ’ta gazeteciliği bitirenin, grubun Etibank’ı satın alması olduğunu çok net ifadelerle anlatıyor Bilgin.
“Sabah ondan sonra bir türlü eski Sabah olamadı,” diyor, “çünkü Hazine bürokrasisinden, Maliye Bakanı’ndan, Güneş Taner’den, kısacası siyasetçilerden çekinir oldu. Bugün Türk basınının yaşadığı felaketlerden biri de budur.”
Bilgin’in bunları, çuvaldızı kendisine batırarak söylemesi önemli...
Gazetecilik dışı işlere girdiği için, gazeteciliğin ilkelerinden feragat etmek zorunda kalmayan medya patronu görmemiş bir ülkede yaşıyoruz ve bir eski medya patronu çıkıp, bunu ilk kez bu açıklıkla anlatıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.