Doğrusu fazla şaşırmadık.
Çünkü biz
Taraf’ta çalışan gazeteciler, Balyoz Harekât Eylem Planı ve bu planla ilişkili binlerce sayfalık belgeyi dikkatle okuyup incelemiştik.
Türk Silahlı Kuvvetleri içinde önemli konumlara gelmiş birilerinin, sivil otoriteye saygısız, demokrasiye karşı ve kendi halkına düşman bir zihniyetle nasıl hazırlıklar yapabildiklerini açıkça orta koyan belgelerdi bunlar.
2002-2003 döneminde, darbe hevesinin Birinci Ordu’ya egemen olduğu, bu hevesle sıkıyönetim ve olağanüstü hale uygun bir kaos ortamı yaratmak için her biri ağır suç ihtiva eden planlar hazırlandığı ve çok yaygın bir fişleme yapılarak, darbe hevesinin “teşebbüs” aşamasına taşındığı aşikârdı.
Başta dönemin Birinci Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan olmak üzere, bu teşebbüste adı geçen bazı emekli subaylar, televizyon stüdyolarında hırçın ve galiz ifadelerle
Taraf’a saldırdılar; darbeci zihniyetin Meclis’teki avukatlarıyla medyanın vesayetçi kısmı da bu karalama kampanyasına katılmakta beis görmedi.
Şaşırmadık ve fazla aldırmadık.
Zira elimizdeki belgelerin “gerçeği” yansıttığından emin olmamız için yeterince bulguya ve bilgiye sahiptik.
İstanbul’daki camilerin bombalanmasından bir Türk jetinin düşürülmesine kadar, amacı AKP hükümetini devirecek ortamı yaratmak olan bir dizi suç ve şer planının üzerinde askeriyenin parmak izleri vardı.
Dijital parmak izleriydi bunlar.
Bu izler sayesinde, darbe harekâtının, cami bombalama emrinin, uçak düşürme senaryosunun, hatta darbeden sonra kurulacak hükümetin programının, hangi subaylar tarafından yazıldığını, hangi subaylar tarafından kaydedildiğini elektronik olarak teyit etmiştik.
Yazının devamını okumak için tıklayın.