1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:39
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 01.09.2010
Yasemin Çongar
Savaşın vakanüvisleri
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - Savaşın vakanüvisleri Yasemin Çongar - Savaşın vakanüvisleri Yasemin Çongar - Savaşın vakanüvisleri Yasemin Çongar - Savaşın vakanüvisleri Yasemin Çongar - Savaşın vakanüvisleri Yasemin Çongar - Savaşın vakanüvisleri Yasemin Çongar - Savaşın vakanüvisleri Yasemin Çongar - Savaşın vakanüvisleri
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Savaşı bitirmenin yolu hakikatten geçiyor; buna inanıyorum. Savaşı bitirmek zor vesselam, savaşın hakikatine ermek zor çünkü. İnsanoğlu, ilk savaşından itibaren kavramış olmalı bunu. Aiskhilos’un bilgeliği sayesinde, dile kolay, en az iki ben beş yüz yıldır da söyleyip duruyoruz zaten; “Savaşın ilk kurbanı hakikattir” diyoruz.

Türkiye’yi çeyrek asırdır kanatan savaşı bitirecek kararlılık da, bu savaşın üzerini örten eprimiş yalanların yırtılıp atılmasıyla mümkün olacak. Savaşın kirli hakikatini gördükçe, anladıkça bu toplum, artık savaşmak istemeyecek. Buna inanıyorum.

Taraf
, işte bu düşünceyle, son on günde iki ayrı haber dosyası açtı. Arkadaşlarımız Burhan Ekinci ve Tuğba Tekerek, bir bakıma, çeyrek asrın vakanüvisliğine giriştiler. Savaşın, bu topraklarda yaşayan herkesin belki biraz bildiği ama kimsenin, hiçbirimizin yeterince bilmediği korkunç hakikatini deşmeye başladılar.

Burhan, “Faili Meçhuller Meçhul Kalmasın” başlıklı yazı dizisinde, on gün boyunca büyük bölümü 1990’larda işlenmiş 136 faili meçhul cinayetin hikâyesini anlattı.

Doğu’da, bu cinayetlere “faili meşhur” deniyor, biliyorsunuz. “O fail kim” sorusuna verilen cevap da net: “Derin...” Kürtler en fazla kendilerinin öldüğü bu savaşta, faili bulunmayan cinayetlerin “devletin içindeki derin bir güç” eliyle gerçekleştirildiğini her zaman bildiler zira.

Bir hayatın sonunu özetleyen, “Karakola götürdüler, üç gün sonra cesedi yol kenarında bulundu” cümlesi, devletin cürümünden başka ne olabilir ki? Ve bu cümlenin benzerleri, kaç bin hayatın sonunu özetledi Türkiye’de? Kaç maktulün ailesi, katilden hesap sorulmadığını bilerek yaşıyor?

Burhan Ekinci’nin yazı dizisinin tamamı, Taraf’ın internet sitesinde şimdi. Dizinin sonuna bir de liste ekledik. Burhan’ın, nasıl ortadan kaybolduklarının, nasıl katledildiklerinin, cesetlerinin nerede ve ne halde bulunduğunun hikâyesini gazetede anlatmadığı ama “faili meçhul” olduklarını belgeleyebildiği 756 isim var o listed o listede. Hikâyesini yazdıklarıyla birlikte, sadece Burhan’ın dosyasında bine yakın hesabı sorulmamış “can” var yani.

Dahası, yazı dizisi bittiğinden beri, Taraf’ı arayıp “Oğlumu da anlatın, babamı da yazın, kızımı da listeye ekleyin, müvekkilimin çocuklarının hikâyesini de dinleyin” diyenlerle de konuşuyor Burhan; onların dosyalarını da okuyor. Türkiye’nin korkunç savaşının en kirli, en karanlık çehresini herkes görsün diye çalışmayı sürdürüyor. “Bu savaşta on yedi bin beş yüz faili meçhul vor, malum. Bu rakam doğru mu bilmiyoruz. Çünkü savaşın vakanüvisliği zor ve yeterince yapılmamış bir iş bu memlekette; hakikat gerektiği gibi deşilmemiş, belgelenmemiş, yazılmamış. Şimdi Taraf, bunu yapmaya çalışıyor; Burhan Ekinci, Türkiye’nin “faili meçhuller” konusunda sağlam bir veri tabanına sahip olması için uğraşıyor. Korkunç bir uğraş bu. Hakikate çıplak gözle bakabilme cesareti gerektiriyor; savaşın bitmesi için, hakikati bilmenin şart olduğuna inanmayı gerektiriyor.

Tuğba Tekerek, aynı cesaret ve inançla, savaşın bir başla yönünü yazıyor iki gündür; Güneydoğu’da görev yapmış askerlerin hikâyesini anlatıyor.

Nadire Mater, on iki yıl önce Mehmedin Kitabı’nda, askerliğini Olağanüstü Hal Bölgesi’nde yapan kırk iki askerin anlattıklarını naklederek, gencecik yaşta ateşin ortasına bırakılmanın ne demek olduğunu biraz olsun anlamamızı sağlamış; “en büyük asker bizim asker” ve “vatan sağ olsun” sloganlarının altında gizlenen derin korkudan, akıl almaz vahşetten, acıdan ve isyandan, çoğumuzu belki de ilk kez haberdar etmişti... Ama Mater gibi, savaşın vakanüvisliğine girişen yazarlar fazla çıkmadı bu diyarda; Mater’e konuşanlar gibi, konuşmayı göze alabilen askerler de fazla çıkmadı.

Tuğba, şimdi o askerleri buluyor işte. Ali Altay onlardan biri; 1994-1995’te Bitlis’te komandoyken yaşadıklarını anlatıyordu dünkü Taraf’ta. Açıp okuyun. Gencecik çocukların ateşin ortasında nasıl korktuğunu, nasıl vahşileştiğini onlardan birinin ağzından dinleyin. Köylerin nasıl yakıldığını, kulakların nasıl kesildiğini öğrenin.

Ali Altay’ın niye “Bugün olsa askere gitmezdim, gidersem namerdim” dediğini anlayacaksınız. Tanığı olduğu, parçası olduğu, faillerinden biri olmaya zorlandığı vahşeti gayet ayrıntılı anlattıktan sonra, Tuğba, “Her şeyi anlattın mı” diye sorunca, “Kimse yaşadığı her şeyi anlatmaz ki, anlatamıyorsun” cevabını vermiş Ali.

Yutkunun ve okumaya devam edin.

Bugün de, 1990-1991’de Hakkâri Şemdinli’de komando olarak askerlik yapıp babaevine döndüğü günden beri “gerçeklikten tamamen kopuk” yaşayan Fatih Altın’ın hikâyesini yazıyor Tuğba...

Fatih, askerlik sonrasında, “Teslim ol Türkiye” diye, “Helikopterler geliyor” diye bağırmış günlerce; havaifişekten korkar olmuş, kendi kendine konuşur olmuş, intiharı denemiş. Bugün kırk yaşında; Vezirköprü’nün sokaklarında, “Apo, PKK, TSK” diye mırıldanarak, yerlerden izmarit toplayarak gezinen bir adam. Annesi Fahriye Altın, yirmi yıl sonra, “Bir daha olsa, asla oğlumu askere göndermem” diyor. Savaşın hakikatini öğrenen her annenin söyleyeceğini söylüyor velhasıl.

ycongar@mac.com

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Savaşın vakanüvisleri - 01.09.2010
  2. Gecename - 31.08.2010
  3. Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti - 28.08.2010
  4. Tek parti sultası - 25.08.2010
  5. İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak - 21.08.2010
  6. Taviz ver, silahtan kurtul - 21.08.2010
  7. Konuşa konuşa savaşı bitirdiler - 20.08.2010
  8. Savaşları bizimkine hem benzer hem benzemez - 19.08.2010
  9. Açe’den barış dersleri - 18.08.2010
  10. Barışabildiler, barışabiliriz... - 17.08.2010
  11. Devrimci hayaller ve derinlerdeki hakikat - 14.08.2010
  12. Açılım, ateşkes, barış - 13.08.2010
  13. Bu bir başlangıç - 11.08.2010
  14. İfratla tefrit arasında ip cambazları - 07.08.2010
  15. Yazarlığın iki hâli ve hırpalayan hakikat - 31.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Savaşın vakanüvisleri - Yasemin Çongar
03.09.2010 05:39:09