Dört gündür bu sütunda, Kürt meselesine benzeyen ve benzemeyen yönleriyle Açe meselesini anlatmaya çalışıyorum. Otuz yıl süren çatışmaların ardından, Açe’de sükûneti ve adaleti sağlayan 2005 barış anlaşması, savaşan tarafların karşılıklı taviziyle mümkün oldu. Çünkü bu savaşın galibi yoktu, olamazdı; taraflar bunu anlamakla kalmamış, itiraf etme cesaretini de kendilerinde bulmuşlardı. Sanırım, Kürtlerin Açelilerden, Türklerin Cavalılardan, Ankara’nın Cakarta’dan ve PKK’nın Özgür Açe Hareketi’nden (GAM) öğreneceği tek bir şey varsa, o da, bu olmalı. Barış, tarafların bütün taleplerinin karşılandığı bir yer değil, yol ortasında bir buluşma noktası. Mühim olan o noktada, tarafların eşitlik ve adalet duygusuna uygun, onurlarını gözeten bir buluşma sağlayabilmek. Herhangi bir barışın kalıcı olmasının yegâne garantisi bu bence.
GAM bağımsızlıktan niye vazgeçti
Açe barışı “kalıcı” görünüyor. 2005 anlaşmasından sonra yapılan ilk serbest seçimlerde Açe valiliğine seçilen, eski GAM komutanı Irwandi Yusuf, “Barış anlaşması ne sağladı” sorusuna net bir cevap veriyor nitekim:
“Barışı sağladı.”
Bunun nasıl mümkün olduğunu ise, Endonezya hükümeti ile müzakereleri birebir yürüten ve 2005’teki anlaşmaya GAM adına imza koyan Malik Mahmud, “İki taraf da barışı gerçekten istedi ve bunun için taviz verebildi” sözüyle açıklıyor.
Açe barış sürecinde, GAM’ın verdiği en büyük taviz, “bağımsızlık” hedefinden vazgeçmekti. Açe’nin on beşinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıl sonlarına uzanan bir “bağımsızlık” tecrübesi olduğu ve 1976’daki GAM isyanının, yürürlükteki özerklik statüsüne rağmen başladığı, on beş bin kişinin bağımsızlık için savaşılırken öldüğü hatırlanırsa, bunun basit bir taviz olmadığı da anlaşılabilir.
Mahmud’a göre, GAM’ın bağımsızlık hedefinden vazgeçmesinin iki nedeni vardı: Birincisi, akan onca kan bu hedefe ulaşılmasını sağlamamıştı, GAM savaşı kaybetmiyordu ama kazanamıyordu da... İkincisi, 2005 anlaşmasının hükümleri, Açelilerin istediği tanınma, eşitlik, adalet, refah vb. koşulların büyük bölümünü, Cakarta’ya bağlı “özel bölge” statüsü altında garantiliyordu zaten.
“Açe, bağımsız olmak istiyordu, çünkü Cakarta, Açelilerin kabul edemeyeceği bir rejimi dayatmıştı burada. Rejim değişince, bağımsızlığa gerek kalmadı. Açeliler, istedikleri haklara barışçı yollardan kavuşabildikten sonra, savaşmanın ne gereği var? Bağımsızlığı dayatıp barış fırsatını kaçırmamızın anlamı yoktu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.