1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 10:01
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 11.02.2012
Yasemin Çongar
Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında Yasemin Çongar - Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında Yasemin Çongar - Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında Yasemin Çongar - Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında Yasemin Çongar - Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında Yasemin Çongar - Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında Yasemin Çongar - Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında Yasemin Çongar - Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında

* Yasemin Çongar’ın bu yazısı YA DA köşesinde değil, EX LIBRIS / DÜNYA BUNLARI OKUYOR adlı köşede yayımlanmıştır.

***

Her sabah mahmur zihnime nerede olduğunu hatırlatmak için önüne dikilip, dümdüz karşıya, boğazın geniş ağzına, adalara, görünmez güney denizlerinin başladığı o uzak ufka baktığım penceremde beyaz bir boşluk karşıladı beni bugün. Sis değil. Güneşi soğurup, suyu gümüşleyen kocaman bir kar bulutu. İçinde bir ışık çizgisi, bir martı kanadı aradım bir süre. Geçmeyen vapurlara kulak kesildim. Bacalar yerlerinde değildi; minareler, kubbeler kayıp. Bu boşluğun bir sınırı olmalıydı elbet, bir yerinde bir gölge, bir delik olmalıydı. Beni o beyazlığın içinden geçirip kendime getirecek bir ses tüneli. Yoktu. Uyumadan önce okuduğum kitap, “Evrende olması gereken yerde olmayan hiçbir şey yoktur” diyordu. Pencereden uzaklaştım.

Stefan Zweig, hayatının son yılında cehenneme gömülmüş bir kıtanın bağrında durup kendi gönüllü ölümüne hazırlanırken yazdığı son denemesinde dört asır öncesine dönmüş ve “En gönüllü ölüm, ölümlerin en güzelidir” diyen Montaigne’in ihtimamla kurup, inatla savunduğu iç kalesinde gezinmiş. Ahmet Cemal’in çevirisiyle ve Türkçede ilk kez bağımsız bir kitap olarak yayımlanan Montaigne, Can Yayınları’nın bu beyaz şubata bir kar kristali gibi yakışan hediyesi.

Zweig, Michel Eyquem de Montaigne’in (1533-1592) iç kalesinde, Fransız Rönesansı’nın büyük ustasının kendi geçmişinden, hatta gününden ziyade, kelime kelime “deneyerek” aradığı, ararken bilmeden inşasına katıldığı bir geleceğe ait görünen kuvvetli bir özgürlük hissi buluyor. İnsanın, ısrarla “kendisinin sahibi” olmaya çalışmasıyla ve bu sayede de “sahici” kalmasıyla kıvamına kavuşan bir özgürlük bu. “Montaigne’in yapıtının bütünü içinde yalnızca tek bir formüle ve tek bir katı sava rastladım: ‘Dünyanın en önemli şeyi, insanın kendi kendisi olmayı bilmesidir.’”

Zweig’ın bütün biyografik denemelerinde olduğu gibi Montaigne’de de beni asıl etkileyen şeyin yazıyı belirleyen otobiyografik unsurlar olduğunu, Montaigne’in düşünceleri kadar, belki daha da fazla, Montaigne’in düşüncelerinin içinden görünen Zweig’ı okumayı sevdiğimi söyleyebilirim. “Montaigne’e göre, kendimizi ödünç verebiliriz; yapmamamız gerekense kendimizi adamamızdır” diyor Zweig, bu tavsiyeyi hepimizden ziyade kendisine hatırlatarak. “Şunu ya da bunu sevebiliriz; fakat kendimizin dışında hiçbir şeye ‘evlilik bağlarıyla’ bağlanmaya hakkımız yoktur” diyor Montaigne ve onu bize aktarmayı seçen Zweig, cümleyi hepimizden önce kendisinin kılıyor.

Birbirini bilen bilmeyen, birbirinin çağdaşı olan ya da aralarında çağlar olan yazarları birarada okumaktan, onların birbirleri hakkındaki ya da birbirleriyle tamamen ilgisiz görünseler bile birbirlerine dair gizli bir bilinç taşıyan kitaplarını aynı anda kucağımıza alıp karıştırmaktan daha güzel bir oyun, bizi içinde tutan zamana ve mekâna direnmeyi daha kolay kılan bir mucize var mı bilmiyorum. Dün gece Zweig’ın Montaigne’inde mola almadan önce, başka bir büyük yazarın yazarlarla ilişkisini okurken, bu mucizenin muhtemel alternatiflerini sordum kendime, “rüyalarımız” dedim, “sinema” dedim, “bir bedende kaybolmak” dedim, “sanal âlemde gezmek” dedim ve verdiğim hiçbir cevap beni tatmin etmedi. Sonra “yazmak” dedim. Kurtuluşun adını koymak kurtulmaya yetmiyor ama. Hem okumak daha kolay bazen; hapsolduğu zamandan ve mekândan yazarak kurtulanları okumak, yazarak kurtulmaktan daha kolay.


Bir romanın doğum gününü kutlarken

“Tam yüz elli yıl önce Fransız yayın dünyasında bir bomba patladı: Les Miserables (Sefiller), zamanının en büyük yazarı Victor Hugo’nun eserinin zirvesi. Dönemin gazeteleri ‘Ahlâksız,’ ‘devrim yanlısı,’ ‘skandal’ gibi manşetler attılar bu kitap için. Dönemin assolisti olan yazarlar da sessiz durmadılar: Baudelaire annesine mektubunda ‘İğrenç ve saçma bir kitap’ diye yazdı; Flaubert Correspondance’ında (Mektuplar) ‘Ne gerçek ne de yüce bir yanı var’ sözüyle aşağıladı romanı; ve asrın gidişatı konusunda kafası hep biraz bulanık olan Lamartine, ‘İki açıdan tehlikeli bir kitap; sadece mutluları çok korkuttuğu için değil, aynı zamanda mutsuzlara fazla ümit verdiği için de’ diyerek okudu onu.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Yazmak, arzulamak ve taraf olmamak - 19.05.2012
  2. Anlamak, hatırlamaktan daha önemlidir - 12.05.2012
  3. Özür - 05.05.2012
  4. Zarafete meyyal bir hayvan olarak şair - 28.04.2012
  5. Yeryüzü tanrılarına seçmeli Şeriat dersleri - 21.04.2012
  6. Oraların gulagları, hepimizin günahları - 14.04.2012
  7. Geçmişi kayıp, geleceği müphem bir diyarda - 07.04.2012
  8. Yiğidin kamçısı ve beş bin yıllık sorular - 31.03.2012
  9. Yaşarken cehennem, yazarken cennet - 24.03.2012
  10. Diş macunundan devrime alışkanlığın gücü - 17.03.2012
  11. Hayatı hakiki kılan sessiz sıradanlıklar - 10.03.2012
  12. Mutsuz evlilikler, zor ayrılıklar, sağlam cümleler - 03.03.2012
  13. Sutûr-u kâinat ya da tevazu için birkaç iyi neden - 25.02.2012
  14. Zaman yolcuları ve aklın matruşka teorisi - 18.02.2012
  15. Bu işler CIA’de nasıl oluyor? (3) - 17.02.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Meksikalı öğrenciler öfkeli Hedef yandaş medya
  Af Örgütü BM’ye meydan okudu
  Powell da eşcinsel evliliği destekliyor
  Muhalif lider Galyun istifa etti
  Maliki gider kriz biter
  Karolin için 50 sene beklemeyin
  ÇİN’DE YAVAŞLAMA SİNYALLERİ
  Ziraat’ın ismi ve amblemi korunacak
  TTNET’ten günde 2 TL’ye internet
  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımsal destekleme kapsamında yağlı tohumlu bitki ü
  Çiftçiye 735 milyon TL destek ödemesi
  Citi çıkış için tarih verdi
  Avea, bir günde yedi mağaza açtı
  Fransa’da da durum kötü
  18 milyar TL’lik ürün telef oluyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 25.05.2012
Erdoğan’a ne oluyor
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 25.05.2012
29 Mayıs
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 25.05.2012
Kürşat’la polemik!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 25.05.2012
Kıvılcım

Ali Abaday - 25.05.2012
Çocuktan öğren birey olmayı
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 25.05.2012
İdris Naim Şahin: AKP’nin bilinçaltı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 25.05.2012
Kusura bakmadık, kahrolduk Sayın Başbakan
GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar - 25.05.2012
Sönmüş yıldızlar, köhnemiş ideolojiler
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 25.05.2012
Futbolun ölüp bittiği yok
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 25.05.2012
Medya, Facebook’la ilgili aldatıcı reklâm yaptı
-
Ali Erden - 25.05.2012
Bal ve kan diyarında trajediler
MÜBAREK CUMA
Ramazan Rasim - 25.05.2012
Peygamber Efendimiz Uludere için ne demişti
DAHA DA YAZMAM
Tuncer Köseoğlu - 25.05.2012
Ben Erkan Encü
TUVALE KARŞI
Tayfun Serttaş - 25.05.2012
Karolin’in suçu ve suçunun aleti
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Yasemin Çongar - "Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 10:01:29