* Yasemin Çongar’ın bu yazısı YA DA köşesinde değil,
EX LIBRIS / DÜNYA BUNLARI OKUYOR adlı köşede yayımlanmıştır.
***
İnsan en çok kendi natürmortunda yaşıyor.
Serin, sulu, kırmızı etini hiç kimsenin hiçbir zaman ısıramayacağını bilerek yağlıboya bir tablonun ortasında duran davetkâr bir karpuz dilimi misali, donmuş bir ânın içinde yakaladığında kendini, birden hayatın farkına varıyorsun.
Geçenlerde bir öğle vakti, kafam daracık bir tünelin içindeyken olduğu gibi...
Omurgam iyi fotoğraf versin diye hiç kımıldamazken...
Tünelin tavanına yerleştirdikleri aynadan gördüğüm bir çift göz dışında hayata ilişkin her şeyden kopmuş bir halde, ölüm düşüncesinden alabildiğine uzak bir ölü gibi öylece yatıyor ve uzak bir diyarda, sırtını ormana vermiş bir taş evin verandasından, karşıdaki yosunlu göle dalmakta mütereddit ördek yavrularını seyrettiğimizi düşlüyordum. O karşımda saniyeleri sayıyor ve “korkma, seni kurtarırım” diyordu susarak.
Saniyeler geçiyordu.
Zaman, o anda benim için zamanın dışındaki her şeyin durduğundan habersiz, benden önceki birilerinin onu ayırdığı dilimler halinde akıp giderken, anlıyordum yaşadığımı.
Çölün ortasında zaman Ertesi akşam, daha önceki on dört romanı üzerine tez yazmaya hayatımın iki yılını verdiğim bir yazarın yeni kitabını buldum masamda;
Omega Point (Omega Noktası).
“
Gerçek hayat,” diyordu, “
hiçbir zaman, hiç kimse tarafından söylenen ya da yazılan kelimelere indirgenemez. Gerçek hayat, biz yalnızken, düşünürken, hissederken, hatıralarımızda kaybolmuş bir halde, rüyalarımızdaki kadar kendimizin farkında olduğumuz, mikroskopla bile görülemeyen o anlardadır.” Bu sözlerin sahibi, romanın yetmiş üç yaşındaki başkarakteriydi, bir savaşın çıkmasına yardım etmiş, sonra şehrin “Haberler ve Trafik” diye özetlediği bulantısından emekli olup çöle yerleşmişti; adı Richard Elster.
Yarı yaşındaki bir adam peşindeydi Elster’ın: Onu, çekeceği belgeselin kahramanı yapmakta ısrarlı bir yönetmen. “
Gösterişli bir koltuk, sıcak bir ışık ve arka plandaki bir rafa dizili kitaplar değil. Sadece bir adam ve bir duvar...” diye tarif ediyordu kafasındaki filmi. Elster, o duvarın önüne geçsin ve Pentagoncuların Irak Savaşı’na nasıl karar verdiklerini anlatsın istiyordu; adı Jim Finley.
Elster ile Finley’nin başka pek bir şey yapmaksızın oturup konuştukları bir roman
Omega Point; onlara, bir süre için, daha sonra esrarengiz biçimde ortadan kaybolacak olan yirmili yaşlarda bir kadın da katılıyor: Elster’ın New York’taki bir adamdan kaçıp Arizona Çölü’ndeki babaevine sığınan kızı; adı Jessie.
Yazının devamını okumak için tıklayın.