Tokat’ta utanç manzarası

Geçenlerde Türkiye’nin gıda deposu olarak da bilinen, yemyeşil, misler misi Tokat’taydım. Tokat, özellikle 1915 öncesi Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bir kentti. Tarihçi Osman Köker’in derlediği altın değerindeki “Yüz Yıl Önce Türkiye’de Ermeniler” adlı esere göre 1914’te yapılan nüfus sayımında Ermeni nüfusu kent merkezinin üçte birini teşkil ediyormuş. Tokat Sancağı’nın tümünde ise sayıları 22.733 imiş. Yedi tane Ermeni kilisesi varmış, bir tane de manastır. 1910 ile 1912 arasında İris adında ilk zamanlar haftalık, sonra da aylık çıkan bir dergileri varmış. 1960’lara kadar --çok da olmasa- yine de Ermeni varmış buralarda. Ancak bugünlerde izlerini bulmak neredeyse imkânsız. Kiliseleri, evleri, okulları, yıkılmış. Geriye kalan nüfus Müslüman kimliği ile hayatını sürdürmeye gayret ediyor. Tabii herkes Ermeni olduklarını biliyor.

Sayıları bilinmeyen Tokat’ın bu ‘gizli’ Ermenileri dertli. İsmini kullanmama koşuluyla görüştüğümüz, iki kimlik arasında sıkışmış vatandaşlardan birisi, sorunların başında oğullarına hanım bulmayı sayıyor. “Kızlarımızı Türkler kapış kapış alıyor, zira bizim kızlarımız çok marifetli” diyor Mösyö X. “Ancak erkeklerimize kız yok, çünkü Müslümanlar Ermeni diye kızlarını vermiyorlar.” (İslamiyet’te yaygın bir yoruma göre gayrimüslim kız almak caizken erkek almak değil.) Peki kendi cemaatlerinden kız bulamazlar mı diye sorunca, Mösyö X başını sallıyor. Bunun sebebi ise Ermeniler arasında son derece çağdaş biçimde yedi kuşak geçmeden önce akraba evliliği olamıyor. “Bizim sayımız az olduğu için hepimiz akrabayız, o yüzden aramızda kız alıp veremiyoruz,” diyor Mösyö X. Hal böyle olunca da erkekler göçüyor, kızlar da iyice asimile oluyor.

Son yıllarda beliren bir diğer sorun ise Belediye’den iş alamama. Birçoğu el emeği gerektiren mesleklerle uğraşan Ermeniler, eskiden ihale yoluyla Belediye’den verilen bazı işleri alabilirken, AKP iktidara geldiğinden beri artık hiç alamamaktan şikâyetçi. “Sadece kendi taraflarına veriyorlar,” diye yakınıyor birisi. Ermeniler dışında da dillendirilen bu iddiayı araştırma, somutlaştırma imkânımız olmadı. Ancak AKP’li Belediye’nin bir büyük ayıbı var ki Tokat’a giden herkes görebilir.

Ermenilerin varlığının neredeyse tek açık kanıtı olan Ermeni mezarlığının durumu tam bir rezalet. Açık duran paslı demir kapısından girer girmez insan pislikleri, kırık bira şişeleri ve envaiçeşit çöp karşınıza çıkıyor. Fotoğraflarla da belgelediğimiz üzere, mezarların hali ise içler acısı. Çoğu otlara boğulmuş. Aradan gözüken mezarlar ise kırılmış. Bazıları tümüyle yıkılmış bir taş yığını şeklinde duruyor. “İnsanlar halen burada altın arıyor” diyor bize Tokat’ta rehberlik yapan Pir Sultan Abdal Derneği’nin yöneticilerinden Muharrem Erkan (Alevilerin sorunları da bir başka yazıda).

Kâğıt üstünde Ermeni vakıfları mı belediye mi mezarlığın bakımından sorumlu, kanunlar, yönetmelikler ne diyor, araştırma fırsatımız olmadı. Ama hiç önemli değil. İslamiyet’in temel ilkelerinden birinin diğer dinlere hoşgörü göstermek olduğunu dindar olmayan Müslümanlar dahi bilir. Bu insanlık ayıbını Tokat’ın AKP’li Belediye Başkanı Adnan Çiçek mutlaka düzeltmeli. Mezarlığın kapısına kilit koydurtmalı, boyatmalı, pislikleri temizletmeli, otları kestirmeli ve Allah aşkına bir iki çiçek, ağaç diktirmeli. Yılın Belediye Başkanı ödülüne lâyık görülmüş, Sayın Çiçek’in bunu kolaylıkla başarabileceğini biliyoruz, zira kenti pırıl pırıl, çok düzenli. Gidenler için artık çok geç, ama bari geri kalan Ermeni yurttaşlarımız için biraz saygı gösterelim. LÜTFEN! HEMEN!

Not: Tokat’ın eski günlerini merak edenlere Aras Yayıncılık tarafından yayınlanan Agop Arslanyan’ın kaleme alınan anıları, Adım Agop Memleketim Tokat’ı hararetle tavsiye ederim.