Okullar açılıyorla ilgili
Buradan bakınca ilerideki kanepenin altına kaçmış Dünya şeklinde mavi, küçük bir top, uzayın derinliklerinde öylece, boş boş duruyor.

Küçük bir de deliği var Kuzey Kutbu’nda. Dört başı mağrur bir küçük dünya. Canım ya. Yazık.

O Dünya’ya bakınca mikropların oluşturduğu sözüm ona uygarlıklar, devletler, dinler, ideolojiler var mıdır diye düşüneyim diye zorladım kendimi demin, ki şöyle güzel, entel bir pazar yazısı çıksın diye fakat mümkün değil, olmuyor.

Oysa amma da havalı olurdu ha, düşünsenize, koltuğun altına kaçmış Dünya şeklindeki küçük mavi topa bakıyor, neticede orası da uzayın herhangi bir yeri (çaktın köfteyi), sonra oradaki hızla üreyen mikropları insanlara benzetiyor, paylaşamadığı kaynakları, anlaşamadığı inançları, hazmedemediği güçleri; kendi kakasıyla bile kavga eden insanoğlu benzetmesi ile o dünyayı anlatıyor filaaaaan. Çok süper olurdu bu klişe fakat bunun için tiyatro kafası gerekiyor. Komik hicivli oyunlar oluyor ya, ne deniyordu onlara, Vagner miydi, Konter miydi, hani komik oyunlar oluyor ya yaa, ha Vodvil Vodvil; biraz o kafadan, biraz Hamlet’e bağlanan zaman zaman dramatik bir düşünsel yapı ve baam diye bir anda oratoryoya kesik atarak çok sesli bir finalle yazıyı paketlerdim. Fakat kafandaki, kalbindeki projeleri eskizden çıkarıp hayata geçirmek zor oluyor. Altyapın eksik oluyor, üstyapın tembel oluyor filan.

Dün gece Cihangir’de kurtlanmış pansiyon ve pansiyonun önünde duran Murat 124 arabalı rüyamın da verdiği sersemlikle dilerseniz bugün hiç riske girmeyip, en aşina olduğum okul alışverişi mevzuuna bakalım ki, işler kolaylasın. Böylelikle yazı biter bitmez laptopumun kapağını küüt diye kapatıp iki seksen yatağa uzanıp bir parti daha uyuyabilirim.

Okul çantalarının fiyatlarından haberi olmayan var mı? Çok kolay; eğer birazcık zevkli olsun, renkli olup iç açsın derseniz, desenleri renkli ve güzel ama süper laylon, aşırı plastik ve zar gibi ince çantalar 135 liradan başlıyor. Kırk- elli liraya da bulabiliyorsunuz ama emekli astsubay renginde oluyor bunlar. Çocuk demeye bin şahit isteyen renklerde. Özellikle bizim memlekette erkek çocukları hesapta gay olmasın diye hep korkunç Frankeştayn renklerinde ya da futbol takımı flamalı olduğu için can sıkıcı çantaları büyük marketlerde ucuz fiyata bulabiliyorsunuz fakat o petrokimya kokusu çok feci. Biraz daha moderin kesimdenseniz dediğim gibi, modernliğinizin bedelini etinizden et koparırcasına kanırtılan fiyatlarla ödeyeceksiniz, nıhahahaaa.

Spor ayakkabıları da muhteşem. Ayaklar çocuk ayakkabısı numarasına sığarken henüz ikili rakamlardaydı fiyatlar fakat ayaklar büyüdükçe artık üç harflilere, aman üç harfli demişim, üç rakamlılara geliyor, cin çarpmışa dönüyorsunuz. Bu üç rakamlılar da takdir edersiniz 100 TL ile 999 TL arasında bir yelpazede zuhur ediyor. Herkes cebine ve dahası vicdanına göre artık.

Memo okula en büyük hevesi bu alışveriş zamanlarında gösteriyor. Kalem, silgi, su matarası alırken okula hevesli gibi duruyor. Onlar alınıp paralar ödettirildikten sonra okul mevzuu kapanıyor, okula giderken de alınan onca eşyanın hiçbir kıymet-i orduevi kalmıyor. Kimbilir kaç kez çantasını evde unutup okula gitmeye yeltenmiştir. Turist diyeceğim ama daha sırt çantasını evde unutan bir turist görmedim.

Devlet okullarında beşinci sınıftan sonra çocuğu alıp özel okula vermek gibi bir moda varmış, bunu da öğrenmiş bulunuyoruz bu sene. Yani aileler ilk beş sene meğer devlet okuluna göndererek para biriktiriyor, artık ciddi ciddi eğitim almasını düşündüğü zaman alıp özel okula veriyorlarmış.

Herkes kendine göre ayrı bir sistem kurmuş ne garip.

Biz bu ikinci dörtte mi desem, ilk altıda mı desem, devlet okuluna devam ediyoruz. Özel okullardaki öğretmenlerin çalışma koşulları, ücret politikası daha iyi diye devlet okullarına geçmek istediğini duyduğumda duyduğum şaşkınlığı, duyduklarımı duyumsamaya çalışırken duyduğum duygu durumum değişkenliği sırasında duymamıştım.

İşte böyle sevgili okur.

Kanepenin altındaki küçük mavi topun küçücük bir noktasında okullar yarın açılıyor.

Ve daha da küçük bazı noktalarında böyle detaylar yaşanıyor.

Peki, kanepeye oturan koca totolar bunun farkında mı? Hayır. Ne o bunun farkında ne de polis farkında.

[email protected]