Direnişçiler ve “Teröristler”
Felaketleri, faciaları, katliamları ekrandan izlemeye alışmış bir dünya için Gazze’de sürmekte olan facia, benzerleri gibi üç beş gün içinde bir arşiv malzemesi mi olacak acaba?..

Gazze’de olacaklar kendilerini haber veriyor, halk bu katliama hazırlanıyordu. Dünyanın sessizliği, bilgisizlikten kaynaklanmıyor. İnsanlar biliyor, fakat çözüm arayışını uluslararası kurumlara bıraktıkları için parmaklarını kımıldatma gereğini duymuyorlar. Uluslararası kurumlara duyulan güven, gazete manşetlerine yönelik saf inanç gibi, sorgulamasız bir kitle insanı mizacının göstergesi. Kitle adamının geniş bir zırhı var. Uysallık ve körcesine itaat talep eden bu uyum sizi zırh gibi korur muhtemel felaketlerden, öyle sanılıyor. Diğerkâmlığın bittiği noktada başlıyor yozlaşma ve kokuşma, fakat uyumlu kitle insanı için bu tür analizlerin önemi yoktur. Yeryüzünün bütün kötülüklerinin gönderildiği adres, Gazze’dir şimdi. Filistin’de öteden beri bir şeyler oluyor, nasılsa, yıllardır. Orada insanların topluca öldürülmeleri, kanıksanmış bir haber.

Bu son katliamın da öncekilerde olduğu gibi Filistinlilerin teröre başvuruyor olması gibi bir cümleyle açıklanması çok kolay, çok rahatlatıcı. Aksi takdirde temmuz 2006’da Lübnan’da ve şimdi Gazze’de yaşandığı gibi hiçbir savaş kuralı tanımayan, toplu ölümleri öngören saldırılar konusunda zor bir soruya cevap bulmanız gerekiyor: O topraklarda yaşananların asıl sorumluları kim, kimler?

Gazze, Filistin sorununun daraltılmış özünü temsil ediyor. Sürüp giden bir varoluş kavgasının bastırılamayan özü, İsrail’in insafına terkedilmiş bu şeride yoğunlaşmış durumda.

Akif Emre, Filistin denilince akla artık sadece Gazze’nin gelmeye başlamış olmasının bu sorunun kökenini algılamayı, dolayısıyla da bir çözüme dönük anlama imkânlarını en başından ortadan kaldırdığını yazıyor, “Meselenin Özü: İsrail Sorunu” başlıklı yazısında. “Öyle bir tablo çiziliyor ki, Filistin’in her tarafı gayet özgür, kurtarılmış, barış içinde hayatını sürdürmekteyken Gazze’de iktidarı ele geçiren aşırı dinci Hamas örgütü bölgedeki huzur ortamını sabote etmekle meşgul... ‘Bölgede tek demokrasi ve özgürlük adası’ olan İsrail’e terörist saldırılar gerçekleştirerek bu ‘müdahale’ye zemin hazırladı. İsrail de roketli terör saldırıları karşısında zavallı halkını korumak için, teröristleri engellemek için meşru savunma hakkını kullandı(!). Bu arada ölen çocuk ve kadın görüntüleri medyaya sızdıysa siz bunlara aldırmayın, zaten ‘o çocuklar büyüyünce birer terörist olacaklardı’. İnanmamız istenen hikâyenin özeti bu.” (Yeni Şafak, 30 Aralık 2009)

“Onlar zaten terörist olacaktı!” Gazze ve Filistin konusunda mesafesini korumayı yeğleyen kitleler için hazırlanmış bir açıklama paketi bu.

Peki, her çocuk masumiyetiyle gelmez mi dünyaya? Çevre şartlarının kişinin hal ve tavırlarını etkilemesini dikkate alan suç-ceza-af tartışmalarına ne oldu? Okuduğumuz bütün o mazlumdan yana olmayı öğreten kitaplara ne oldu?

70’lerin kurtuluş ve özgürlük mücadelesi veren Filistinlisi’nin yerini geçen yıllar içinde terörist olmaya yazgılı Filistinli çocuklar aldı. Fikir beyanı özgürlüğü bastırılan “cesur yürek” Roger Garaudylerin çağdaşlarına yönelik ciddi uyarıları ise yerlerini Bernard Henry-Levylerin içi kof, fakat iyi paketlenmiş demeçlerine bıraktı.

Garaudyler konuşamaz oldukça da işgalciler karşısında gösterilen kahramanlığın ifadesi değişti. Taş atan çocuklar yerlerini Bush’a ayakkabı fırlatan gazetecilere bıraktı. Araplar (ve Müslümanlar) bütün bu işgaller karşısında o denli ezik ki, Hüseyin el Revaşadil’in ifadesiyle, “pabuçtan bile olsa” kahramana muhtaç hale geldiler.

Orada bir ara alan var, hesaplı kitaplı geçebildiğinizde kahraman sayılıyorsunuz, aksi takdirde vatan haini, cani, terörist... Direnişçilerle teröristlerin, kahramanlarla canilerin birbirine karıştığı bir anafor.

www.adıyamanperre.com’un yayın yıldönümü

Adıyaman’dan yayın yapan adıyamanperre.com, birinci yayın yıldönümünü kutluyor. İnternetin iyiliklerinden biri bu: Bir yanıyla sanal olarak görülse de yayın/iletişim alanında merkez-taşra ayrımındaki kesinliği ortadan kaldırıyor.

Perre, MÖ 2. yüzyılın başında kurulmuş olan Kommagene ülkesinin beş büyük şehrinden biri. Antik Roma kaynaklarında suyunun güzelliğinden övgüyle söz ediliyor ve kervanlar, yolcular ve ordular tarafından dinlenme yeri olarak kullanıldığı anlatılıyor. Bu antik şehrin İznik’te toplanan İncil Konsili’ne temsilci göndermesi, zamanında dinî bir merkez olduğunu da gösteriyor.

www.adıyamanperre.com’a uzun ve sağlıklı bir yayın hayatı diliyorum.