‘Yok’u ispat zordur
Soru: Sevgili Sivilay Abla, 23 ocakta İstiklal Caddesi’nde darbe karşıtlarının yürüyüşüne katılacağımı söylediğimde, bazı arkadaşlarım “darbe marbe ihtimali yok” diyor. Bu tür tepkilere nasıl cevap vermeliyim? (Şenol Aksakal)

Cevap:
Sevgili Şenol, bir şeyin yok olduğunu ispat etmek var olduğunu ispat etmekten daha zordur. Örneğin bir gün iki arkadaş sahilde taşların üzerinde otururken, orada zehirli yılan olup olmadığı üzerine bahse tutuşuyorlar. “Hayır, yoktur” diyenin iddiasını ispatlaması sahildeki bütün taşları kaldırıp bakıncaya kadar sürecektir. Vardır diyenin ise bir küçük delil bulması dahi yeterlidir.

Darbe konusunda Türkiye’de delilden bol ne var. “Yoktur, olmaz canım abartmayın, ortalığı telaşa vermeyin” diyenlerin ise işi sahildeki taşların altına tek tek bakmaktan çok daha zor.


Özkök beni överse

Soru:
Sevgili Sivilay Abla, son günlerde sürekli aynı kâbusu görüyorum. Ertuğrul Özkök beni öven bir yazı yazıyor, beni geleceğin parlak yazarı, vicdanın sesi ilan ediyor. Sonra benim içimden bir ejderha çıkıyor, etrafa ateş saçmaya başlıyorum. Kız kardeşimin saçları tutuşuyor, mahallemizde yangın çıkıyor. Derken kan ter içinde uyanıyorum. Ne yapmalıyım? (Pelin Su Sarıca)

Cevap:
Sevgili Pelin, gece yatmadan önce Nuray Mert okumamalısın.


Dr. Öcalan

Soru:
Sevgili Sivilay Abla, Abdullah Öcalan’ın son yaptığı açıklamaları, ünlü İtalyan düşünür Gramsci ile karşılaştırıyor. Daha önce de Hegel’i aştığını söylemişti. Bölgede siyaset yapanların da Frankfurt Okulu’nu bilmeden boşa kürek çekeceklerini belirtiyor. Ruh ve sivil hastalıkları uzmanı olarak nasıl bir vaka ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorsunuz? (Pervin)

Cevap:
Sevgili Pervin, Öcalan’a baktığımda aslında olmak istediğini olamamış bir mutsuz adam görüyorum. Şöyle ki: Kendisi büyük bir savaşçı değil. Bir kez bile eline silah almadığı söyleniyor. Mandela ve Gandhi gibi bir halk kahramanı desen değil. Onlar yıllarca hapis yatıp, türlü cefalar görmüşlerdi ama gıkları çıkmamıştı. Öcalan, sürekli yerim dar, bunaldım, sıkıldım, boğazım gıcık yaptı, daral geldi diye şikâyet ediyor. Senin benim gibi normal insani tepkiler veriyor.

Mesajında belirttiğin gibi; her daim filozoflardan, düşünürlerden bahsetmesi esas olmak istediği şeyle ilgili bize sağlam ipuçları veriyor: Akademisyenlik. Benim önerim Öcalan’ın bir siyaset bilimi doktora programına kayıt yaptırmasına olanak verilmesidir. Malum olduğu üzere, Öcalan’ın ruh hali hepimizin hayatını doğrudan etkiliyor. Akademik hayat bu, doktora biter doçentlik başlar, bu sürede hem o mutlu olur hem de biz.


Neden TV’ye çıkmıyorum

Soru:
Sevgili Sivilay Abla, televizyonlarımızda çok çeşitli tartışma programları var. Örneğin bir adam, bir konuk olanlar var. İki adam ve ortada bir konuk programlar, hatta bir adam ve sağında solunda dört konuk olanlar bile var. Üç adam, bir konuk olanlardan da bahsedildiğini duydum ama yalanım yok kendi gözlerimle görmedim. Ha unutmadan, bir de beş adam var ama konuk yok. Yani diyeceğim o ki; birbirinden farklı formatlar var ama sizi hiçbir programda konuk olarak göremiyoruz. Neden TV’ye çıkmıyorsunuz? Türkan Şoray kurallarınız mı var? (Edip Tüfekçi)

Cevap:
Sevgili Edip, bir program düşün. Programı yapan para alıyor. Stüdyodaki kameramandan çay kahve getirenine kadar herkes para alıyor. Makyözü, şoförü yine alıyor. Bir tek keriz gibi konuk para almıyor. Bedavaya konuşuyor. Konuk olmadan o program olmayacağına göre, neden konuklara para ödenmiyor? Bu nedenle çıkmıyorum. Benim tarifem; telefonla görüş bildirim 100 TL, makul saatler içinde 20 dakikayı geçmeyecek şekilde stüdyoya konuk olmak 300 TL, daha uzun programlar için 400 TL, programın geç saatte olması halinde ise ekstra 100 TL gece tarifesi.