Erdoğan’a oy vermek McCartizm’i hortlatmaktır

Türkiye’de şu günlerde yaşanan sürecin tek tanım var: McCartizm.Bilindiği gibi soğuk savaş dönemi Amerika’sında Senatör McCarthy önüne geleni komünist diye yaftalıyor, onların peşine düşüyor, delil olmadan insanların hayatını karartıyordu. Şu sıralar Erdoğan ve AKP’liler de aynı şeyi yapıyor. Binlerce insanı Cemaatçi diye Hizan’dan Fizan’a sürüyor.


Daha kötüsü şu. Eğer Erdoğan seçimlerden büyük başarıyla çıkarsa bu süreç daha da devam edecek. Erdoğan ve çevresinin “Cemaat’i bitiririz” tehditleri şu anlama geliyor:


1)Bu seçimlerde AKP’nin oylarını artırarak çıkması Erdoğan’ın Cemaat’e karşı açtığı savaşta “meşruiyet” kazandığı anlamına gelecektir. Böylece Cemaat’i bitirmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır.


2)“Her şey”in içinde Cemaat’in gazete ve televizyonları, yurtları, evleri, okulları, dernekleri, vakıfları dâhil tüm kurum ve kuruluşlarına el koymak vardır. Nitekim baskınlar başladı bile. Muhtemeldir ki bu kurumlara el koyduktan sonra kendisine yakın vakıf ve derneklere devretmeyi planlıyordur Erdoğan.


3)Cemaat’e destek vermiş işadamlarının işyerlerine mali denetimler aracılığıyla baskı yapıp mümkünse el koymayı deneyecektir.


4)Cemaat’le bir şekliyle yolu kesişmiş kim varsa bundan sonra “şüpheli” muamelesi görecektir.


5)Erdoğan seçimlerle konumunu sağlamlaştırırsa sadece Cemaat mensupları değil, Cemaat’e selam vermiş, bir kurban payı ile Kimse Yok mu derneğine pay vermiş kim varsa hedef olacak: Devlet memurları atılacak (657 sayılı kanunu değiştireceğim demişti), işadamı hedef olacak, esnaf takibe uğrayacak, öğrenci mezun olunca iş bulamayacak...


Yani herhangi bir kişi hayatının herhangi bir döneminde Cemaat’in kapısının önünden geçtiyse, Cemaat’e selam verdiyse, Zaman’a abone olduysa, Cemaat’le iş tuttuysa, kurban payı verdiyse, Cemaat kurumlarında çocuğunu okuttuysa, Cemaat’le esnaf sohbetine katıldıysa, hatta ve hatta Türkçe Olimpiyatları’na gittiyse Erdoğan gözünde “düşman” durumuna düşer. 


Erdoğan’ın istihbarat teşkilatları uzun zamandır Cemaat’e selam vermiş her kimse hepsini fişledi. Havuzlar oluşturuldu fişler tutuldu. Şimdi de okullara, dershanelere baskınlar yapılarak seçim sonrası başlatılacak cadı avının zemini hazırlanıyor. Hatırlayın Kimse Yok mu derneğine verilen kurban payının bile fişlendiğini daha önce belgeleriyle Taraf yazmıştı.


Eğer yukarıdaki faaliyetlerden herhangi birini yaptıysanız, yani Cemaat kurumlarının önünden bile geçtiyseniz, Erdoğan’a vereceğiniz oy size, çocuğunuza, veya akrabanıza ayrımcılık ve zulüm olarak dönecektir...


Şimdiye kadar Cemaat’e selam vermiş kim varsa, Erdoğan iktidarda kaldığı sürece hep “düşman” veya en azından “şüpheli” gözüyle bakılacaktır. Buna AKP kadroları da dâhildir. Nitekim AKP’nin içinde Cemaat’e yakın kim varsa İlçe Başkanlığı seviyesinden yukarı çıkartılmıyor. Cemaat’e yakın oldukları için yükselmeyi beklerken tasfiye edilen AKP’lilere siz de şahit olmuşsunuzdur.


Dahası bu kişilerin bugünden sonra Cemaat’e mesafe koyması, Zaman aboneliklerini iptal ettirmesi, “benim Cemaat’le yolum hiç kesişmedi” demesi de işe yaramaz. Hatta AKP’ye üye yazılıp yalakalığın en derinini yapsa bile AKP’nin gözünde en iyi ihtimalle “şüpheli” olarak görülecektir. Bu kişilerin Cemaatçi olup olmaması önemli değil. Cemaat’le bir şekliyle yolu kesiştiği için hep ve daima “acaba Cemaatçi mi” diye düşünülecek, hep şüpheli muamelesi görecektir.


Eğer Erdoğan bu seçimden oylarını artırarak çıkarsa Cemaat’le yolu kesişmiş kim varsa onu zor günler bekliyor demektir. Şimdiye kadar Cemaat’e selam vermiş onunla bir şekilde yolu kesişmiş ne kadar insan varsa oylarını verirken bu gerçeği düşünerek vermeli.


Bu kimseler kendi gelecekleri, çocuklarının gelecekleri, ülkenin ve demokrasinin geleceğinin önünün kesilmesini istemiyor, şüpheli muamelesi görmek istemiyorlarsa bu gerçeğe göre hareket etmeliler.


Amerika’da McCarthy dönemi, insanların o histerik ruh hâline destek vermemesi sayesinde bitmişti. Bu histeriden kurtuluşun tek yolu bu...



[email protected]
Twitter: @EmreUslu