İşçilerin hak aramada şikâyet hakkı

Çalışma yaşamında işçiler ücret, yıllık ücretli izin, ihbar, kıdem, fazla mesai gibi sayabilecek konularda haklarını, kamu kurumlarına şikâyet ederek veya dava açmak suretiyle alma yoluna gitmekteler.


İşçilerin en çok başvurduğu kamu kurumu, hiç şüphesiz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’dır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu görevi kuruluş kanununda sayılan; “çalışma hayatını düzenleyici, işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler alma”, “çalışma hayatını denetlemek”, “çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları koruyucu ve çalışmayı destekleyici tedbirleri alma” hükümlerinden almaktadır.


İşçiler, Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’a göre;
kendi şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler.” Şikâyet dilekçelerinde, belli bir konuyu ihtiva etmeyenler, yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olanlar incelenmemektedir.


İşçilere,
yaptıkları başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verilmesi gerekiyor. İşlem safahatının duyurulması halinde alınan sonucun da ayrıca bildirilmesi şarttır. Bu şekilde ve sürede kendilerine dönülmeyen işçiler ayrıca uygulamayı isteme hakkına sahiptir; ayrıca cevap verilmesini talep edebilirler.


Kayıtdışı istihdam neredeyse toplam istihdamın yarsında görünüyor. Böyle bir işgücü piyasasında işçilerin yasal haklarını ispat etmeleri son derece güçtür. Genellikle işten çıktıktan/çıkarıldıktan sonra hak arama çabasına giren işçilerin ellerinde çalıştıklarına ilişkin yasal kayıt ve belgeler bulunmamaktadır. Hâlbuki bu kayıt ve belgelerin düzenlenmesi işveren için bir yükümlülük, işçi için ise belgelerin düzenlenmesini istemesi sorumluluktur/görevdir. Ancak iş piyasasında gizli bir anlaşmayla, işçi, belgeleri istemesi durumunda işinden olacağını bildiği için talep edememektedir. Ayrıca, işçi çalışırken yapacağı şikâyetin sonucunun, işverence işine son verilme olacağını bilir.


İşçi şikâyetleri 2009 yılına kadar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince yürütülen inceleme ve soruşturmalarla sonuçlandırıldı. Gerek işçi sayılarının artması, gerekse müfettiş sayısının yetersizliği nedeniyle şikâyetlerin sonuçlandırılmasında gecikmeler yaşandı. Bu sebeple işçi şikâyetlerinin hızlı, zamanında ve etkin bir şekilde sonuçlandırılması amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca 11.11.2009 tarihli ve 2009/10 sayılı Genelge yayınlandı. Böylece işçi şikâyetlerine yönelik inceleme ve sonuca bağlama işlemlerinde değişikliğe gidildi. Bu düzenlemeye göre;


1- İşçi şikâyetleri iş ve işlemlerin bölge müdürlükleri tarafından yürütülmesi esası benimsenmektedir. Ancak iş sözleşmesinin feshi ile işçinin bireysel alacaklarına ilişkin olanlar dışında kalan işçi şikâyetlerinden işyerinde inceleme yapılmasını zorunlu kılanlar, toplu işten çıkarma ve çalışanların işyerinden kaynaklanan taleplerini içerenler ile müfettiş incelemesini gerektirenlerin çözüm amacıyla ilgili İş Teftiş Grup Başkanlığı’na intikal ettirilmesi öngörülmektedir.


2- Bakanlığa, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’na, İş Teftiş Grup Başkanlıklarına ve Çağrı Merkezlerine doğrudan intikal eden işçi şikâyetleri öncelikle şikâyetin yapıldığı yerin bağlı olduğu Bölge Müdürlüklerine gönderilmektedir.


3- Bölge Müdürlüklerinin, işçi şikâyetini başvuru bürosunda başvuru tarih ve sırasına göre 15 gün içerisinde incelenip sonuçlandırması zorunluluğu bulunmaktadır.


4- Bölge Müdürlükleri tarafından yapılan inceleme sonucu neticelenen müracaatlar bir tutanağa bağlanmaktadır. İşverenin davetini gerektirmeyen işçi şikâyetlerine ilişkin müracaatlar yazışma ile sonuçlandırılmaktadır. İnceleme ve yazışma ile sonuçlandırılamayan şikâyetlerden İş Mahkemelerinin görev alanına giren başvurular ile ilgili olarak şikâyetçiye istediği takdirde mahkemeye müracaat edebileceği bildirilmektedir.


Uygulama ile, öngörüldüğü şekilde işçi şikâyetlerine hızlı ve zamanında cevap verilmesi sağlanmaktadır. Ancak etkinlik konusunda üzerinde durulması gerekenler var: İş Müfettişlerince denetimin şöyle bir faydası vardı, işyerlerine giden müfettişler işverenlere rehberlik etmekte, şikayetçi işçileri de hakları konusunda aydınlatmaktaydı. Büyük ölçüde işçi ve işveren arasında uzlaştırma fonksiyonu icra edilmekteydi. Uzmanlık isteyen bu konularda yeni oluşturulan komisyonların aynı ölçüde başarılı olması kısa süre içinde beklenmemelidir. Ancak zaman içerisinde elbette bu komisyonların da uzmanlaşacağı muhakkaktır. Bu uygulamanın başka bir olumsuz tarafı, mahkemelerin iş yükünün arttırmasıdır.