Cemil Çiçek’in güvenlik algısı: DTP ve Ermenistan
Cemil Çiçek’in DTP ve Ermenistan ile ilgili açıklamaları ilginç. Çiçek’e sorulan soru şu; “DTP, Ermenistan sınırında olunca ne olacak?” Yanıt ise; “Sonra konuşalım.” Kamuoyundaki genel kanı ise; Cemil Çiçek’in Ermenistan vurgusu, yalnızca PKK’nın Ermenistan’a kaymaya çalıştığı iddialarıyla mı ilgili, yoksa daha derinlerde, önümüzdeki günlerde Türkiye Ermenistan sınırında olacak pozitif gelişmelerin önünün kesilmesi ile mi ilgili?

Türkiye’nin Ermenistan sorununa talip olan ‘ulusalcı’ çevrelerin, özellikle ‘ABD’de Türk tezlerini savunuyoruz’ diye götürdükleri milyonlarca dolarlık bir ranttan burada söz etmek gerekli. Daha geçenlerde yalnızca bir akademisyene 900.000 doların, Ermeni konularında “akademik” çalışma yapsın diye aktarılması söz konusu. Oysa Türkiye-Ermenistan sınırı açılırsa, yalnızca Amerika’daki Ermeni lobisinin eli zayıflamış olmayacak, oradaki bazı ‘ulusalcı’ akademisyenlerin de proje adı altında hortumladıkları paralar da kesilmiş olacak.

DTP’nin Ermenistan sınırındaki yerleşim birimlerinde seçimleri kazanması, sakın bunlarla da ilgili olmasın? Yarın PKK, bazı derin mesajlardan esinlenerek, Ermenistan sınırında herhangi bir eylem yaparsa, Türkiye-Ermenistan arasındaki yakınlaşma kolayca baltalanmış olmayacak mı? Böylesi bir durum ise, en çok Ermenilerin acılarını nakit paraya dönüştüren ‘ulusalcı’ akademisyenlerimizi ve ‘sözde aydınlarımızı’ mutlu edecek, değil mi? Zira onlar için, ölenlerin hiçbir değeri yok. Ölenin Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Çerkes olması da hiç önemli değil. Onlar için önemli olan ‘sözüm ona stratejik’ planları gereği, yalnızca istedikleri düzenin devamlılığı. Başbakan Erdoğan, müsteşar Efgan Ala ve yardımcısı Hakan Fidan; yurtdışında ve özellikle de ABD’de yer alan bu ‘ulusalcı’ uzmanların, ‘projeler’ adı altında söylem geliştirdikleri ve “Türk devletinin argümanını savunuyoruz” palavrasıyla götürdükleri milyon dolarlardan ne kadar haberdarlar acaba?..

İsterseniz Ermenistan sınırına bir de bu açıdan bakın. Yılların kurt politikacısı ve TSK ile ETÖ konusunda; “aman boş kovanları alma sen de ETÖ’cü olursun” iltifatına mazhar olan Cemil Çiçek’in, tam da Başkan Obama’nın ziyareti öncesinde, böylesi bir söylemle ‘Ermenistan’a vurgu yapması sizce nasıl bir anlam taşıyor olabilir? Ya da AB’li yetkililerle yapılan ikili görüşmelerde, onları sürekli ‘milli mücadeleci-ulusalcı’ bir çizgide azarlamaları olağan bir uygulama haline getiren Cemil Çiçek Efendi, bu söylediklerinin Ermeni diasporasının elini alabildiğine güçlendireceğini acaba bil(e)mez mi? Kanımızca Çiçek’in Ermenistan vurgusu, öylesine sıradan yapılmış bir vurgu değil. Daha derinlere doğru gönderilen bir mesajın içeriğini taşıyor olmalı.

Çiçek’in Ermenistan vurgusu, tam olarak devletin içindeki Ermenistan açılımı üzerindeki bölünmüşlüğün de bir göstergesi. Dışişleri ve AKP yönetimi Ermenistan sınırının açılabileceğini uzun zamandır uluslararası kamuoyuna anlatıyorlar. Türkiye içinde tartışılmasa da, Türkiye ile ilgili Batı medyasında yer alan haberlere/ incelemelere göz gezdirildiğinde, Türkiye olumlu bir adım atacak. Hem de bu adım Nisan 2009 içinde atılacak. Tam da bu noktada, Efendi Çiçek’in bu çıkışı, yani Ermenistan ile PKK’yı aynı sayfaya yerleştirme çabası, Dışişleri ve AKP’nin açılımından rahatsızlık duyan çevrelerin, bu hazımsızlığının bir dışa vurumu olmasın? Çiçek’in bu çıkışı, her zaman ortak hareket ettiği bu derin çevrelerin desteğini pekiştirmek için gönderdiği mesajlardan bir yenisi olmasın?

Bu mesajın derinliğinin ve kapsama alanının şu anda bilinmesi oldukça zor olmasına karşın, bu söylemin içinde siyasi bir pazarlığın ipuçlarını görmek de pekala olası. Üstelik Çiçek daha sonraki açıklamalarında da sözünden geri adım atmadı. Aksine bu anlatımını pekiştirecek açıklamalarda bulundu.

Başbakan Erdoğan, önümüzdeki dönemde yeniden ‘uzlaşma’ adı altında, pislikleri halının altına süpürme/ saklama siyaseti ile ‘derin anlaşmalar’ yaparak ve derin yapının isteklerini yurttaşlara dayatmaya mı talip olacak? Yoksa vatandaşın isteklerini, yerleşik dayatmacılara açıklamak ve kabul ettirmek yolunu mu seçecek? Bir diğer anlatımla; AKP hükümeti, meşruiyetini derin devlet ile yaptığı anlaşmalar üstünden mi sürdürmeye çabalayacak? Yoksa yeniden AB sürecini hızlandırıp, Kürdü ve Türküyle birlikte yeni bir toplumsal uzlaşma yaratarak mı yoluna devam edecek?

Erdoğan hükümetinin ne yöne gideceğinin işaretlerini ve dönüm noktasını, kabinede yapılacak revizyonda Efendi Cemil Çiçek’in ne(rede) olacağı sorusunun yanıtı, kamuoyuna çok net bir biçimde gösterecek. Son olarak, DTP Ermenistan sınırına gelmişse ne olmuş yani? Çiçek, kendisinden istenilen ‘derin anlatımları’ –hem de hükümet sözcüsü olarak- dünya kamuoyuna açıklamaya devam edecek mi?