TEB eczacıları soymaya devam ediyor
Merhaba sevgili okuyucular, geçtiğimiz iki ay boyunca en çok konuşulan konulardan biri eczacıların talepleri ve eylemleriyle SGK’nın eczanelerle birebir sözleşme yapması konusu oldu. Hatırlayacağınız üzere, 4 aralıkta eczaneler kepenk kapatma eylemi yapmış, SGK’da Türk Eczacılar Birliği ile 19 Ocak 2009’da imzalanmış olduğu protokolü tek taraflı olarak 16 Ocak 2010’dan geçerli olmak üzere feshettiğini ilan etmişti. İstanbul Eczacı Odası, SGK ile TEB arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin TEB Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol’ün, SGK tarafından tek taraflı feshine ilişkin noter aracılığıyla gönderilen işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da açtığı dava sonucunda, Danıştay 8. ve 10. Daireleri Müşterek Heyeti iki ayrı davada da ilk incelemeyi yaparak, her iki işlemin de yürütmesini SGK’dan savunma alınıp yeni bir karar verilinceye kadar oybirliğiyle 13 Ocak 2010’da durdurmuştu. Danıştay’ın bu kararı üzerine SGK ile TEB arasında 19 Ocak 2009’da yapılan protokol hala yürürlükte bulunmaktadır.

SGK ile TEB arasında yapılan protokolden sonra TEB’in bastırmış olduğu protokole uygun sözleşmeler eczacı odalarına gönderilerek eczacıların sözleşmeleri imzalayarak SGK’ya teslim etmeleri istenmektedir. İşte tam bu noktada eczacıların soyulma süreci başlamaktadır. Yapılan protokol üç yıllık olmasına rağmen protokolün 7’nci maddesinde yer alan “Kurumla eczaneler arasında bu protokol esaslarına göre her yılın şubat ayında sözleşme yenilenir...” hükmüne istinaden eczaneler TEB’in basımını yapıp eczacı odalarına gönderdiği 2010 yılı sözleşmesini ücreti mukabili odadan alıp, doldurup SGK Müdürlüklerine en geç pazartesi günü vereceklerdir.

Öncelikle protokolü imzalayan SGK yöneticileri ile TEB yetkililerine sormak istiyorum, SGK ile TEB arasında yapılan protokolün üç yıllık olmasına rağmen, SGK ile eczaneler arasında birebir yapılan ve protokol hükümleri ile aynı hükümleri içeren sözleşmeler neden birer yıllık yapılmaktadır? Acaba bunun altında eczacı odalarının aidat gelirlerini garanti altına alıp, sözleşme satışından gelir elde etme amacı mı yatmaktadır?

SGK, protokolün yedinci maddesini kabul etmekle; her yıl bir ay boyunca 24 bin civarındaki eczacının kurum kapılarına yığılmasına; yüzlerce memurun bir, bir buçuk ay boyunca sözleşme işleri ile meşgul olmasına ayrıca Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlerinin onbinlerce sayfa evraka ıslak imza atmasına, dolaysıyla yüzbinlerce liralık gereksiz malzeme ve işgücü kaybına onay vermiştir.


Sözleşmeler ücretle satılıyor


TEB, 2009 yılı sözleşmesi ile aynı hükümleri içeren 2010 yılı sözleşmesinin bedellerini bu yıl kendisi belirledi ve tüm eczacı odalarına gönderdi. TEB tarafından belirlenen sözleşme bedelleri, eczanelerin 2009 yılı (KDV hariç) satış hasılatlarına göre kademeli olarak değişmektedir. 1. Kademe Sözleşme Formu 50 TL (350 bin TL’ye kadar satış hasılatı olan eczaneler tarafından kullanılacak) 2. Kademe Sözleşme Formu 200 TL (350 binTL ile 600 bin TL arasında satış hasılatı olan eczaneler tarafından kullanılacak) 3. Kademe Sözleşme Formu 350 TL (600 bin TL ile 900 bin TL arasında satış hasılatı olan eczaneler tarafından kullanılacak) 4. Kademe Sözleşme Formu 450 TL’dir. (900 bin TL üzerinde satış hasılatı olan eczaneler tarafından kullanılacak)

Bir meslek kuruluşu olan eczacı odaları öncelikle üyelerinin meslek dayanışmasını sağlamak ve meslek çıkarlarını korumak için kurulmuştur ve faaliyetlerine devam edebilmeleri için Oda giderlerini karşılamak üzere üyelerinde aidat almaktadırlar. Ancak eczacı odalarına bu aidatlar yetmemiş olacak ki üyelerine, mali değeri 15-20 kuruşluk sözleşmeleri değerinin kat be kat fazlasıyla satıp bunlardan gelir elde etmeye çalışmaktadır. Oda, üyelerinin çıkarlarını koruyacağına onlara sözleşmeleri yüksek bedelle satarak bir anlamda üyelerini sömürmektedir. SGK bile 350 bin TL’ye kadar satış hasılatı olan eczanelere iskonto uygulatmazken eczacı odaları mali yönden zayıf olarak addedilen üyelerine acımamaktadır. Sadece SGK sözleşmelerinden değil, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile yapılan sözleşmeleri de üyelerine değerinin kat be kat üstünde satarak sömürüsünü sürdürmektedir.

Ülkemizde, Oda aidatlarını en düzenli ödeyen meslek grubunu eczacılar oluşturmaktadır. Zira, Odadan 2010 yılı SGK ve diğer sözleşmesi alabilmeleri için odalarına aidat borcunun bulunmaması gerekmektedir. Oda aidatlarının 550 TL civarında olduğunu düşünürsek anlaşma yapmak isteyen 23 bin civarındaki eczaneden yılda 13 milyon lira civarında aidat toplanmaktadır. Buna ilaveten sözleşme satışlarından da ortalama 6 milyon lira ek gelir elde edilmektedir. Ayrıca döngü reçetelerden de yüzde 1-2 oranında komisyon aldıkları göz önüne getirilirse odaların ne kadar büyük mali güçleri olduğu ortaya çıkacaktır.

Sahte ilacı ve sahte kupürü tamamen bitirerek, vatandaşlarımıza daha güvenli ilaç teminin sağlayacak olan ilaç takip sistemine, sistemin eczanelerdeki kurulum maliyetleri nedeniyle karşı çıkan ve bunu her ortamda açıklayıp, internet sitelerine koyan eczacı odaları üyelerinden sözleşme bedeli almayarak onların maliyetlerinin azalmasına katkıda bulunabilirler.


Ankara SGK İl Müdürü Ali Pekten Bey’e teşekkürler...


Bir yakınımla birlikte yakınımın emekli maaşının bağlanması, benimde protez parasını almak için önceki hafta Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne gittik. Yanlış müdürlüğe gitmemize rağmen müdürlük çalışanları son derece güleryüzlü ve nazik davranarak bizimle ilgilendiler, ilgili müdürlüğe intikal ettireceklerini söyleyerek dilekçeleri aldılar. Her taraf pırıl pırıl ve temiz, personelde son derece kibar, bilgili ve bir o kadar da ilgiliydi. Kendimi büyük bir holdingin genel müdürlüğünde hissettim. Emekli aylığını bu hafta bağlayıp bilgilendirme yazısını da hemen göndermişler. Benim protez parasını da hesabıma yatırmışlar. SGK Ankara İl Müdürü Ali Pekten ve ekibini kutluyorum. Gerçekten iyi iş başarmışlar.


Okurlara Cevap...

Soru:
19.08.1974’te 9732xxx SSK numarası ile işe başladım. 04.01.2010’da SSK’ya emekli olmak için başvurduğumda 10763 gün hizmetimin içinde sadece 1997’de yurtdışında çalıştığım 81 gün için borçlanma yapmışım. Şimdi SGK yetkilileri eğer herhangi bir işte çalışır veya kendi adıma bir iş yaparsam emekli maaşımın 5510 sayılı yasaya göre toptan kesileceğini söylemekteler. Hizmetimin yüzde 1’inden az olan böylesi bir yurtdışı hizmeti oranı ile ben yurtdışından emekli sayılıyorum. Bir mühendis olarak mesleğimle ilgili bir iş yaparsam neden emekli maaşımın tamamı kesilsin. Bu memlekette her meslekten insanlar destek pirimi ödeyerek bir iş yaparken, ben neden bu hakkımdan yoksun olayım. Bu konu da beni aydınlatabilirseniz memnun olurum, saygılar. (Şehmus Agırman)

Cevap:
3201 sayılı Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 6. maddesi gereği yurtiçinde veya yurtdışında çalışmaya başladığınızda emekli aylığınız kesilir. Eğer hâlâ emekli aylığınız bağlanmadı ise yurtdışı borçlanmasından vazgeçebilirsiniz ve emekli olduğunuzda aylığınızı kestirmeden dilediğiniz gibi çalışabilirsiniz. Aylık bağlandıktan sonra bir daha borçlanmış olduğunuz süreyi iptal ettiremezsiniz.


Soru:
İsteğe bağlı sigortalıyım, sigorta primlerimi Kasım 2008’den beri Bağ-Kur’a ödüyorum, daha önce SSK’ya ödüyordum. Askerliğimin yedek subay öğrencilik bölümünü borçlanarak sigortalılık süreme dahil ettim, geri kalan 12 aylık yedek subaylık kısmını da borçlanarak dahil edebilir miyim? 28.10.2008’de bankaya ödediğim (elimde dekont var) sigorta primi sigortalı ödeme listesinde yer almıyor, SSK sigortalı ödeme listesinde de yok. Ne yapmam gerekiyor? Şimdiden teşekkürler. (Mehmet Ak)

Cevap:
12 aylık yedek subaylık döneminde Emekli Sandığı’na primleriniz ödendiğinden o dönemi borçlanamazsınız. Emeklilik aşamasında emekli sandığındaki 12 aylık hizmet sürenizle diğer hizmetlerinin birleştirilir. 28.10.2008’de bankaya ödediğiniz prim dekontunu, durumu anlatan bir dilekçe ekinde ilgili SGK merkez müdürlüğüne gönderin. Gereği yapılacaktır.

Sorularınız için Faks: 0216 449 1064