Entelektüelin yeni tarifi ya da nasıl entelektüel olunur!
Korkmayın yaa... Hiç zor değil! Bakın yeminle... Ben Ayşe Arman’dan öğrendim (ki, o da Sertab Erener’den öğrenmiş) size de bir çırpıda anlatıcam, gayretliyseniz birkaç haftada entelektüel olursunuz gayri.

Şimdi... Önce, bir ‘benî Âdem’in ruhu içine Gru Krishnamurti’nin nefesini, Zen Budizmi’nin rüzgârını, Taoizm’in bakış ışınlarını, ilişkiler kitabı İlişki Üzerine’yi, Tanrılar Okulu öğretisini, pause’lu Bodrum’u, play’li İstanbul’u, forward’lı New York’u ve de rock’n roll bir sevgiliyi katarsanız, sonra da bir güzel mix ederseniz, sizden entelektüeli bulunmaz! (Bkz. Sertab Erener)

Ben Ayşe Arman’ın, Sertab Erener röportajının yalancısıyım.

Galiba ızbandut gibi estetik dehası bir ağabeyiniz olması da gerekiyor (estetikçi, ızbandut gibi ağabey, SE’nin orijinal ama pek yaratıcı olmayan ifadesidir), estetikle ilgili ne kadar derdiniz varsa, icabında gidip kapısını çalabileceğiniz, hatta sizin yolunuzu kesip ‘onu giyme bunu giy’ diyebilecek bir ızbandut kardeştir sözü edilen! (Sertab, ızbandut sözcüğü için hiç sözlüğe baktı mı merak ederim, hani despot filan mı demek istedi yoksa? Tabii bir de şu her aklına gelenin kolayca dillendiriverdiği, içi tamamen boşaltılmış estetik kavramı mevzuu var... Ama o da bir başka yazının konusu olsun artık bu konu darlığında.)

Yukarıdaki entelektüel aşurenin içinde, ‘tanrı var mı yok mu’ diye danışabileceğiniz bir kuantum profesörü dostunuz da varsa şayet, tadından yenmez; o zaman bir hayli entelektüel sayılırsınız Ayşe Arman’ca.

Kreşendo varoluşçuluk histerisi


Toplumca, estetik dermanı bulunmayan bir entelektüel rüküşlükle karşı karşıyayız. Sağolsun Secret’tan bu yana kreşendo bir yeni-varoluşçuluk histerisi yaşıyoruz.

Yeni entelektüalizmin genetik kokteylini besleyen kuantum ruhuna gelince... Paşa çayı misali sulandırılmış, hararet dozajı ince bir ayarla ılımlandırılmış ve post modern kalıplara uydurulmuş bir inancın, adeta yeni bir tanrının ruhudur; ve bu ruh, ideolojikleştirilmiş bir ruhtur tabiatıyla.

Sistem (kapitalizm), çiçek çocuklarından sonra işte böyle mini mini kuantum çocukları yarattı bize –röplerini okuyup okuyup eğlenelim diye-, sistemin, diyalektik düşünce yerine pozitif düşünceyi ikame etme harekâtından başka bir şey değildir bu. Ki, bu kavram operasyonu ve değişimi, arası gittikçe açılan fakirlik, açlık ile zenginliğin (BM’ye göre dünya nüfusunun yüzde ikisinin serveti, geri kalan nüfusun servetinin yüzde ellisinden fazla) globalist bir inanç kamuflajıydı aslında. Globalist kültürün konumlandırılması ve kabul ettirilmesi için, tanrının semadan dünyaya indirilip, neredeyse fizikî bir tanrıya dönüştürülmesi, herkesin de, düşünce gücüyle bu tanrıyı paylaşması gerekiyordu. Peki, bu tanrı, biz aşağıdakilere nasıl ulaşacaktı? Birbirini tetikleyerek hız kazanan, yayılan kuantum parçacıkları bu iş için idealdi; tanrı bu parçacıkların üzerinde sisteme uygun bir yolculuk yaparak pozitif düşünce mutluluğunu sağlamak için yakınlarımıza kadar çekildi ve konuşlandırıldı.

Ne var ki, son dünya ekonomik kriziyle birlikte bu yeni tanrı anlayışı da krizlendi ve pozitif düşüncenin tahtı sallanmaya başladı. Şimdi çiçek çocuklarının yerini alan kuantum çocuklarının da yerini alacak yeni çocuklara ihtiyacı var. Pek yakında sistem, bu yeni çocukları doğuracak yeni bir ideoloji üretecektir kuşkusuz.

Kestirme düşünce yolları


“Peki, bugün durum ne merkezde diyecek” olursanız...

Kokteyl mutlulukların ideolojik iflasıyla ilgili olarak, The Economist’in son sayısındaki Positive thinking’s negative results başlıklı yazıya bir göz atmanızda fayda var derim ben. Kuantum çocuklarının biraz morali bozulabilir ya...

Adeta bir dolgu maddesi gibi yerleştirilen bu yeni entelektüel sermayenin –aslında entelektüel sermayesizliğin- sonucu olan bu yeni entelektüalizm modeli –paranın serbest dolaşımının garantörü olabilecek-, duygunun serbest dolaşımı inşası sürecinde, nafile bir laboratuar deneyi ürünü olmaktan öteye geçemeyen bireycikler yaratmış oldu sonuçta.

Pozitif düşünce felsefesi(!)nin ömrü vefa etmedi; yeni mutluluk, iyi niyetle iyi bir eser veremeden negatif sonuçlar doğurdu.

Nasıl mı?

Bu sonucu görmek için, dünyanın ahvaline hızlı bir göz atmak yeter de artar bile.

Pozitif düşüncenin aslında negatif düşünce olduğu üzerine bir dizi araştırmanın kapısındayız bana göre!

Bence aslolan, her zaman söylediğim gibi edebiyat okumak, romanla şiirle, hikâyeyle, gerçek manada haşır neşir olmaktır arkadaşlar!

Kestirme düşünce yolları
ndan entelektüel görünmeye çalışmak, risklidir zira; yiyen vardır, yemeyen vardır hem!

Biraz daha zahmetli bir yoldur ama... En sağlamı kendi kendinin mürşidi olmaktır derim ben.

Hem sonra tramvaylar kalktı; hâlâ bu sulandırılmış haliyle Budizm, Taoizm ya da kuantum profesörü yemekte filan mı kaldı yavu?

Beziyor bazen insan...