6 Eylül 2010
2010-2011 Yargı Yılı açılış töreni. Kürsüde konuşan Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in hedefinde Anayasa paketi var. “Yargı kimsenin arka ya da ön bahçesi değildir” diyen Yargıtay Başkanı ve konuyu HSYK’ da yapılacak değişikliğe getiriyor: “Bakan ve müsteşarının kurulda yer almasının demokratik meşruiyet ilkesiyle açıklanması gerçeği yansıtmıyor. Türk yargısının ‘demokratik meşruiyet’ sorunu yok.”
“Türk yargısının ‘demokratik meşruiyet’ sorunu yok.”
Bu cümleyi aklınızda tutun. Kısa bir yolculuğa çıkacağız.
Tarih: 1 Haziran 1981
Devlet Başkanı Kenan Evren, henüz ortada bir anayasa bile yokken alelacele lağvettiği Yüksek Hâkimler Kurulu yerine kurulan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun üyelerini kabul ediyor. Kabulde konuşan Evren, bizzat atamalarını yaptığı Yargıtay ve Danıştay kökenli üyeleri göstererek “Bu göreve getirilen hâkimler her zaman tarafsızlıklarını göstermiş kişilerdir” diyor ve ekliyor: “Yargının bağımsızlık mekanizmalarına dokunmadık.”
Kenan Evren dokunmadık dediği bu “bağımsız” yargı mekanizmaları ise başka bir askerî darbenin, 12 Mart 1971 Muhtırası’nın eseri.
Onların bozduğu sistem ise başka darbecilerin eseriydi. 1961 Anayasası’yla kurulan Yüksek Hâkimler Kurulu’nun üyelerinden altısı Yargıtay, altısı birinci sınıfa ayrılmış hâkimler ve altısı da Meclis ve Senato’ca seçilmekteydi. Yani aslında bugünkü Anayasa paketindeki modele benzeyen ama ondan daha da “siyasallaşmış” bir modeldi bu.
“Bu anayasa bize bol geliyor” diyen, üç fidanı asan 12 Mart darbecilerinin ilk yaptığı iş, yargının tepesindeki bu çoğulcu yapıyı kaldırmak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.