“İyi şeyleri hükümet, kötü şeyleri polis yaptı. Polisler gitti şimdi iyi şeyler olacak” naifliğindeki REM uykusu derinliğinde analizlere, fonunda “oley” sesleri duyulan yazı dizilerine, “Başbakanımız dün çok sinirliydi” kıvamındaki kulislere takılmayıp yaşadığımız krizin mesela Kürt meselesinde hayırlara vesile olup olmayacağının anlamaya çalışanlar, Başbakan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın geçen hafta sonu
Star’ın Açık Görüş ekinde çıkan yazısıyla aydınlandılar. Akdoğan şöyle diyor:
“Son dönemde İmralı ile devletin yürüttüğü bir müzakere veya diyalog söz konusu değildir. Önümüzdeki aylarda diyalogun yeniden başlayacağı iddiaları ise tamamen spekülasyondan ibarettir.
Kürt meselesinin ve terör sorununun nihai çözümü için diyalogun gerekli olduğuna dair yaklaşımlar kadar bunun fayda değil zarar getireceğine yönelik kanaatler de bulunmaktadır. Hükümetin şu anki politikası bellidir. Şahsen benim kanaatim de bunun farklı sıkıntılara zemin hazırladığı, kötü niyetli aktörlerle arayış içine girmenin fayda getirmediği yönündedir.
” IRA ile görüşürken Avam Kamerası’nda “IRA’yla görüşmenin düşüncesi bile midemi bulandırıyor” diyen John Major’u düşününce PKK ile görüşmeler yapılıp yapılmadığı hakkındaki satırlara pek takılıp kalmak içimden gelmiyor doğrusu.
Ama bu çok aydınlatıcı paragraftan anlıyoruz ki Kürt meselesinde müzakereciler ve mücadeleciler ayrımı MİT-Emniyet, AKP-Cemaat diye temsil edilmiyor. Bu görüş ayrılığı Başbakan’ın cemaatçi olmadıkları konusunda gerekli güvenlik soruşturmalarından geçtiklerini varsayacağımız yakın çevresinde de yaşanıyor. Son süreçte hükümetin de mücadeleciler safında yer aldığı bile rahatlıkla söylenebilir. Anadilde eğitime bile kapıları kapatmış bir hükümetten bahsediyoruz. Ayrıca, Başbakan’ın, “Kocası Yahudi, kendisi Perinçek’in baldızı” gibi büyük ‘suç isnatlarıyla’ profesörler içeri tıkılırken bile İmralı-Silivri bağlantısından bahsedip, KCK operasyonlarına tam desteğini çekmediğini hatırlatmakla yetinelim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.