1983 seçimlerinde yüzde 45 aldığında, 1987 seçimlerinde yüzde 36 ile ikinci kez tek başına iktidara geldiğinde, hatta 1989 yerel seçimlerinde ilk kez oyları düştüğünde bile kim derdi ki “Türkiye’ye çağ atlatan”, zeki ve ilerici lider Özal’ın Anavatan Partisi 20 yıl sonraki seçimlerde yüzde birin altına düşecek diye.
Turgut Nereye Koşuyor’un yazarı Emin Çölaşan bile hakkaniyetsiz bulup kestiremezdi bu sonu.
Korkutmak için söylemiyorum. Haksızlık da yapmak istemem size.
Ama oldu.
Bir zamanlar tulum çıkardığı Konya’da sadece üç oy çıktı ANAP’a.
Ve o ANAP bugün tek şubesi Rize’de olan bir Mesut Yılmaz severler kulübüne döndü.
Muhakkak bugünlerde seçimdeki başarısızlığın nedenlerini araştırıyorsunuz. Görüşmeler yapıyorsunuz, raporlar istiyorsunuz, önünüze rakamlar geliyor, danışmanlarınızla konuşuyorsunuz. Kabine ve partide revizyon yapacağınız söyleniyor.
Ama size tüm bunlardan daha faydalı, daha somut, daha gerçek, daha ibretlik bir şeyi tavsiye etmek isterim ben.
Bugünlerde ANAP’ın hikâyesini tekrar hatırlayın Sayın Başbakan.
İdeolojisizliğin, kafa karışıklığının bir partiyi nerelerden nerelere savurduğuna yeniden bir bakın.
“Halka Hizmet Hakka Hizmettir”den uzun ömürlü bir siyasi hareket çıkmadığını görüp, reklamcılarınıza, siyasi danışmanlarınıza “Gücümüz Millet İşimiz Hizmet”le tam olarak ne kastettiklerini sorun.
Oradan buradan aşırdıklarıyla “muhafazakâr demokratlık” diye ortaya karışık bir şey uydurup parti ideolojisi diye yutturan danışmanınızı yanınıza alıp rastgele bir parti teşkilatını arayın ve telefona ilk çıkan kişiye “muhafazakâr demokratlığı” anlattırın.
Belediyeden yanınızda getirdiğiniz sucu, ulaşımcı, elektrikçi dava arkadaşlarınızla “AKP nasıl bir Türkiye istiyor” sorusu üzerine bir tartışma yapın.
Yazının devamını okumak için tıklayın.