Geçen akşam CHP’nin kanalı Halk Tv’de Rosa Luxemburg’un hayatını anlatan bir film gösterildi. Deniz Baykal’ın uzun uzun konuşmaları arasına sıkıştırılmış, kötü bir altyazı ve çamur renklerle ama gözlerimle gördüm, gösterildi. Esas ilginci filmin kanalın sağ üst köşesindeki Türk bayrağı üzerinde dönen “Teröre karşı milletçe elele” logosuyla birlikte gösterilmesiydi.
13 Eylül günü ise DİSK İzmir’de 12 Eylül’ü ve AKP’yi protesto mitingi düzenliyor. 12 Eylül’ün 28. yıldönümünde.
Halbuki 12 Eylül’ün 25. yıldönümü sessizce geçirilmiş, 1 Mayıs’ta Taksim’i fethetmek kadar heyecanlandırmamıştı DİSK’i. Şimdi 28. yıldönümünde nedir bu telaş anlamak sahiden zor? Yoksa son aylardaki tartışmalar işe yaradı, darbeci, Ergenekoncu suçlamalarına karşı solun bir kesimi “hayır asıl darbe karşıtı biziz” diye atağa mı geçti?
Öyle olsaydı CHP’den TKP’ye meşrebi çok geniş bir “sol” kesim bu mitinge destek verir miydi? Ve bu komünist-Kemalist sentezle nasıl “Gâvur İzmir’den Türkiye’ye AKP’ye mecbur değilsin” mesajı verilecekmiş?
Sizin gazete sayfalarında sol yine birbirini yiyor diye burun kıvırdığınız tartışmalar bakın nelere yol açmış.
O tartışmada son durum ise liberal sol kuvvetler sosyalist-sol mevzileri darmadağın ederken, sosyalist-solda eli kalem tutan herkes cepheye çağrılmış durumdaydı. Geçen hafta sonu tam liberal-sol kuvvetler kızıl sancağa doğru hareketlenmişlerdi ki sosyalist-sol cephenin imdadına arkadan Kemalist istihkâm kuvvetleri yetişti.
Radikal İki, liberal sol-sosyalist sol tartışmasında sayfalarını CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek’e de açtı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.