Hani Papa New York’a gitmiş de havaalanında bir gazeteci “Genelevi de ziyaret edecek misiniz” diye sormuş. Papa da gazeteciye “New York’ta genelev var mı” diye sorunca ertesi günkü gazetelerde “Papa New York’a iner inmez genelev var mı diye sordu” diye haber olmuş ya.
Geçen perşembe günü Arı Hareketi’nin toplantısında Gareth Jenkins’ın Ergenekon Raporu’nu eleştirdiğim sunumdan sonra yaşadıklarım Papa’nın yaşadıklarına benziyor.
Önce Milliyet ’te mevcut iddianamelerden anlattığım şeyler, 4. İddianame’den aldığım duyumlar diye verildi.
Sonra da “Ay ne demiş duydun mu” haber ajansının geçtiği bir haberle “Pis köpekler, hepiniz Ergenekoncusunuz” diye bağıran liberal bir Erol Taş’a çevrildim.
Sunumda, iddianamelerden Ergenekon terör örgütü diye klasik bir örgüt resmi çıkmadığını, Jenkins’ın raporunda da anlattığı gibi Türkiye’deki derin devlet yapılanmasını merkezsiz, ağ biçiminde örgütlendiğini, bunu bir üzüm salkımına benzetirsek bu yapı içinde kimsenin birbirini tanımayacağı ve merkezde kim olduğunu bilemeyeceğinden bahsetmiş ve ardından da şu Ergenekon tarifini yapmıştım:
Bence Ergenekon davasında askerlerin rutin dışına çıktığı tüm eylemler sorgulanıyor. Ama savcılar bunu açıkça söylemedikleri için sorguladıkları şeye Ergenekon diyorlar. Askerlerin rutin dışına çıktığı bu faaliyetlerinde onlarla işbirliği yapmış herkes de bu davanın konusu oluyor. Bu yüzden de Ergenekon üyeliğinden tutuklanıp “Ben hayatımda Ergenekon diye bir şey duymadım” diyen sanıklar aslında doğruyu söylüyor ve haklılar. Bu davanın hukuki tartışmalara da neden olan en yapısal sorunu.
Toplantıyı izleyen Akşam ’dan Nagehan Alçı, ancak 1000 vuruşta özetleyebildiğim şeyi kastederek benim “Ergenekon öyle bir örgüt ki ona üye olduğunu bilmeyenler var” dediğimi yazdı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.