Bugün
Hürriyet’te Ayşe Arman tesettüre girip Reina’nın kapısına dayandığında başına gelenleri yazacak.
Başörtüsüyle uçağa, vapura bindiğinde, mini etekle Fatih Çarşamba’da dolaştığında hissettiği mahalle baskısından bahsedecek.
Uzun süredir gazetelerde hiçbir şeyi bu kadar merakla okumayı beklememiştim.
Aslında daha önce Fatih Çarşamba’da mini etekle dolaşma, Ramazan’da öğle vakti Çarşamba’nın ünlü kurufasulyecisinde yemek yeme gibi sosyolojik denemeler yapan arkadaşlarım olmuştu.
Bodrum Barlar Sokağı’nda da görülebilecek birkaç çapkın bakış dışında yüzlerine kezzap atan olmadı. Tek parça ve sağ salim olarak görevlerini tamamlayıp merkeze döndüler. Hatta biri “Ya kardeşim Fatih Çarşamba’da mini etek giymesek ne olur” diye mahalle baskısı teröründen nedamet bile getirdi.
Herhalde Ayşe Arman da takdir edecektir.
Yunanistan’da kadınların girmesi yasak olan keşişlerin yarımadası Aynaroz’da bikini ile denize girememek bir hak gaspı değildir herhalde. Ege’de bin tane, bikiniyle denize girilebilecek başka ada var. Bırakın Fatih Çarşamba öyle kalsın, mini etekle dolaşmak için bir milyon başka alternatif mekân var.
Ama bir tane Boğaziçi Üniversitesi var. Bir tane ODTÜ var. Bir tane Dışişleri ve bir tane Adliye var.
O yüzden yaptığı işlerden okuyucusuna önyargısız ve samimi olduğuna dair bir his geçiren Arman’a eğer tebdil-i kıyafet mahalle baskısı teftişlerine bundan sonra da devam edecekse iki alternatif güzergâh önermek istiyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.