Fenerbahçeliyim. Tribünde izlediğim son maç Fenerbahçe’nin Kadıköy’de Galatasaray’ı 6-0 yendiği maçtı. Futbolu zirvede bıraktım yani.
Dün Aysel Tuğluk İmralı’ya gittiği saatlerde konuştuğum balıkçı (o da Fenerbahçeli, bu kadar ipucuyla artık bulursunuz kim olduğunu, Fenerbahçeli olan kaç Kürt kaldı?) o maçı hatırlatarak son durumu şöyle özetliyor: Barış cephesi 6-0 önde.
Ben her an bir saldırı, patlama, hükümetten gelecek ters bir açıklama, Kandil’den yükselecek bir tehdit, bir medya operasyonu ile her şeyin bir anda terse dönebileceğinden endişe ederek tekrar dakika ve skoru soruyorum: “Bundan sonra hiçbir şey geriye döndürülemez” diyor.
Bunu söyleyen kişi bu ülkede rüzgârın nasıl bir anda ters esmeye başlayabildiğini, bedelini ödeyerek öğrenmiş biri. 1996-1999 barış görüşmeleri sırasında –yakında Taraf’ta okuyacağınız- onca resmî yazışma, görüşme ve anlaşmayı gördükten, devletin en üst düzey yetkilileriyle toplantılara katıldıktan sonra, yakalanmasının ardından Öcalan’ın mahkemede bu görüşmelerden bahsetmesi ve ertesi gün atılan manşetlerle bir anda kendisini dar bir hücrede bulmuş birinden bahsediyoruz.
O iyimserse hepimiz yaklaşmakta olan barış için umutlanabiliriz.
Barış havasının yayılmamasında yıllardır Kürt sorununda herkesten daha fazla duyarlılık gösteren kesimlerin sessizliği ve duyarsızlığının etkisi büyük.
Yazının devamını okumak için tıklayın.