Aşk-ı Memnu dizisiyle Halit Ziya Uşaklıgil’in kitapları yeniden keşfedildi. Raflarda görünür yerlere çıkan kitaplardan en ünlüleri marketlerde bile bulunabiliyor artık.
Biri hariç:
Bir Acı Hikâye.
Selim İleri
Kırık Deniz Kabukları’nı yazmasa ilk baskısı 1942 yılında yayımlanmış, sonra yapılan baskıları da tükenmiş kitabı da, kitaptaki acı hikâyenin sahibi Halit Ziya’nın oğlu Vedat’ı da kimse hatırlamayacaktı.
Hâlbuki cesur bir yapımcının elinde, 33 yaşında başkâtip olarak bulunduğu Tiran’da intihar eden Vedat’ın hikâyesi, en az
Aşk-ı Memnu kadar etkileyici bir televizyon dizisi hatta bir sinema filmine dönüşebilirdi.
Bu iş cesaret istiyor çünkü Vedat’ın hikâyesinin içinden Atatürk, Latife Hanım ve erken Cumhuriyet döneminin tüm Ankara ayak oyunları geçiyor. Erken Cumhuriyet döneminin Ankara’sında bir yıldız genç olarak dolaşmış Vedat’ın gerçek hikâyesinin önündeki en büyük tabu ise Rıza Nur’un elden ele dolaşan öfkeli hatıralarındaki iddialar. Ve tabii ki eşcinsellik meselesiyle ilgili her türlü tabu ve cızz şey. Eşcinsellik meselesi. Çünkü Vedat, Halit Ziya bunu kitapta bir baba şefkatiyle saklasa da bir eşcinsel.
1904 yılında doğan Vedat, daha önce hastalıklar yüzünden Sadun ve Güzin adlı iki çocuklarını toprağa vermiş Halit Ziya ve eşi için yeni bir yaşam kaynağı olur. Ülkenin en Batılı ve zengin ailelerinden Uşaklızade ailesi içinde doğan Vedat, hangi dili öğrenmesi isteniyorsa o milletten bir dadıya sahip olacak kadar iyi bir eğitim alır. Almanca, Fransızca ve İngilizce öğrenen Vedat’ın esas tutkusu müziğe ve piyanoyadır.
İttihat Terakki’nin Berlin’e gönderdiği ve daha sonra Berlin’e kaçan Talat Paşa’nın emriyle İsviçre’ye geçen babasıyla tüm Avrupa’yı dolaşır. Gitmedikleri tiyatro, opera, görmedikleri şehir müze kalmaz. Halit Ziya ülkeye geri döner. Ama Vedat yurtdışında çeşitli okullarda eğitimine devam eder. Ta ki onu kahreden bir aşka tutuluncaya kadar. Halit Ziya kitabında o aşkın izlerinin saklandığı çekmeceyi hiç açmadığını söyleyecektir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.