Deniz polislerinin takip ettiği teknenin adı Küçük Prens. Çocukluğumuzun, gençliğimizin ve muhtemelen orta yaşlılığımızın ve de ihtiyarlığımızın en unutulmaz kitabı olacak Küçük Prens’teki o cümle geliyor aklıma: Ne kavranılmaz bir yer şu gözyaşı ülkesi.
Boğaz’daki teknede bu aralar bir gözyaşı denizinin ortasında yüzen bu ülkenin nereye doğru gittiğini kavramımıza yardımcı olacak bir isim var: Ahmet Davutoğlu.
Geçtiğimiz birkaç haftada dünyanın en çok konuştuğu iki büyük haberin içinde binlerce kilometrelik yol aşıp, onlarca diplomatik temas yapmak, yurtta ve dünyada epeyce bir düşman kazanmış olmak bile yüzündeki doğal gülümseme çizgilerine bir şey yapamamış.
Hakkında yazılan ve söylenenlerle bizim kadar ilgili değil. Sorularımıza, sözü kesilmezse bir uluslararası ilişkiler dersi süresi ve derinliğinde cevaplar veriyor.
Akademik dünyanın ‘merkez üniversitelerinden’ biri olmaya aday ev sahibi Şehir Üniversitesi’ni kuran vakfın öncülerinden Davutoğlu.
O gece teknede anlattıklarının hemen hepsi off the record.
Ama anlattıklarından anlıyoruz ki eğer 2007 yılındaki Dağlıca baskını olmasaydı belki o da tekneye Şehir Üniversitesi’nin ünlü bir hocası olarak binecekti.
Daha önce birkaç kez daha söylediği şeyi tekrarlıyor o gece “Türkiye’yi savaşa sürüklemek istemişlerdi” diyor Dağlıca için.
Artık biliyoruz ki hükümet açılıma o gün karar vermişti. Davutoğlu’nun anlatmadıklarından Dağlıca’da Türkiye’yi savaşa sürükleyen gücün o baskının altında imzası olan PKK olmadığını anlıyoruz hemen.
Yazının devamını okumak için tıklayın.