Şam’da Şiilerin ağırlıkta olduğu çok güzel bahçeli tarihî evlerin olduğu bir mahalle var. Şam’a gittiğimde tanıştığım, oradaki Arapça kurslarına gelmiş Norveçli bir öğrenci anlatmıştı. (En fasih Arapça Şam’da konuşulduğu için dünyanın her yerinden Arapça öğrenmek isteyenler Şam’a gelirler.)
O mahallenin ortasında iki katkı bahçeli bir evi Amerikalı bir grup öğrenci kiralamış. Ve Şam’ın en mutaassıp mahallesinin ortasında başlamışlar her hafta çılgın partiler vermeye. Şam’da bir Amerikalının burnunun kanaması bile savaş nedeni olabileceği için mahalleli sesini çıkarmamış. Pek çoğu İslam üzerinde çalışan Batılı öğrenciler çok rahatsız olmuşlar bu durumdan. Onlardan biri olan Norveçli arkadaşım şöyle demişti: “Şimdi o evin kapsını bir gün o mahalleliler çalsa, aralarında bir tatsızlık olsa dünya basını bunu nasıl verirdi: Şam’da dinci baskı mı yoksa Şii mahallesinde Amerikalılara saldırı diye mi?”
Şam’da mutaassıp bir Şii mahallesinde bahçeli bir ev kiralayıp bir de orada Los Angeles hayatı yaşamak özgürlük müdür?
Peki, oradaki yaşam tarzına saygı duyup partileri ev içinde ve sessizce yapmak mahalle baskısına yenik düşmek midir?
***
Bu iki soruya liberal özgürlük kuramı içinden “Herkes ne istiyorsa onu yapsın” diye cevap verilebilir, her türlü “Canı ne istiyorsa onu yapamama” durumu da özgürlüğe müdahale olarak tukaka edilebilir. Bu tutarlı da bir tavır olur.
Ama unutmayın ki “canı ne istiyorsa onu yapanlar” birlikte yaşayamazlar. Sadece kendi canını düşünen, karşı tarafın canının ne istediğini hiç kale almayanlardan bir toplum çıkmaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.