Kürt meselesi üzerine uzun süre konuştuktan sonra fikirlerini değiştirmeyi başardığım hatta “Biraz da Biz Kürtleşelim” derslerine devam etmiş bir arkadaşım aradı dün. Türkiye’ye gelen PKK’lılar için yapılan coşkulu karşılanma görüntülerini izlemiş televizyonda.
“Bu kadarı benim için bile fazla” dedi.
“Barış oldu ama, tanıştırayım, 26 yıldır yaşadığımız bir savaştı” dedim ben de.
Evet, biz Türkler bunu bir türlü anlamadık. Daha doğrusu bunu bize dürüstçe anlatan kimse olmadı. Yıllarca medya bize devletini çok seven, PKK’ya lanet okuyan, Türk bayraklarıyla miting yapan sahte Kürtleri gösterdi. Biz de inandık. Hâlbuki bu 26 yıl boyunca ölen 20 bin PKK’lının beşer kişilik çekirdek ailelerden geldiğini düşünsek, yakılan binlerce köyde her evde sadece bir kişinin yaşadığını varsaysak bile savaşın karşı cephesinde en aşağı yüz binler vardı. Ucundan gördüğümüz gerçeği öğrenmek de pek işimize gelmedi galiba. Böylesi daha hayırlı olmuş da olabilir. Belki de 26 yıl boyunca sokaktaki Türkler ve Kürtler bu bilinçli cehalet sayesinde komşu ve dost kalmayı başardılar.
Bize dağları bombaladıkça ‘terörün’ biteceği anlatıldı. Dağda 10 PKK’lı öldürdü ordumuz, sırada bekleyen 10 kişi onların silahlarını alıp dağa çıktı. Bize ülkemizi bölmek isteyen dış güçlerin desteği biterse PKK’lıların dağda aç, susuz kalacağı söylendi. Bütün dünya PKK’yı terörist listelerine aldı ama gayet sağlıklı görünen PKK’lılar dağdan jeeplerle, şık kıyafetlerle indiler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.