Bir gün toprak altından çıkan tüm bombaları polisin gömdüğü tespit edilse, bütün suikast planları iftira, bütün darbe planları orduyu yıpratmaya dönük komplo, Ergenekon tamamen Tuncay Güney’in hayal gücünün eseri çıksa bile Özel Harp Dairesi başkanlığı yapmış Kemal Yamak’ın 867 sayfalık hatıratı elimizde olduğu sürece derin devlet için başka bir kanıta ihtiyaç yoktur.
Ergenekon için savcılar 3 Ocak 2006 tarihinde harekete geçmeliydi. Yani geçen gün hayatını kaybeden Kemal Yamak’ın
Hürriyet’ten Necdet Açan’a şu sözleri söylediği gün:
“Özel Harp Dairesi’ne üye olan milletvekillerinin isimlerini bilmem. Onlar gençliklerinde örgüte alınıyor, sonra milletvekili oluyorlar. Bu da onların seçilmelerindeki isabeti gösteriyor. Kimliklerini bilmiyorum, ama sonradan milletvekili olduklarını kesin biliyorum. Zaten onların isimlerini kimse bilmez, belki örgüte alan ilk kişi bilebilir. Çünkü hepsinin kod adı var. Çalışırken biz onları kod adları ile çağırırdık. Bir de sadece CHP’de değil, tüm partilerde var.”
Normal bir ülkede bu sözlerin ardından hafif şiddetli bir deprem olur, savcılar da iddiaları araştırmak için harekete geçerdi. Türkiye ise tüm bu ve benzeri haberleri yıllarca bir John Le Carre romanı okur gibi okudu.
O halde gelin bu romanın başını da Özel Harp Dairesi’nde üç yılı başkan olarak sekiz yıl mesai yapmış ünlü emekli orgeneralin kitabından okuyalım:
“Özel Harp Dairesi, özellikle Amerikalıların da verdiği destekle NATO’nun ‘örtülü harekât konseptine’ dayanarak kurulmuş bir harekât ünitesiydi. 1950’li yıllarda Özel Harp Dairesi’nin, Gayrı Nizami Harp bölümünün kuruluşu, böyle bir ihtiyaç dikkate alınarak gerçekleşmişti. Amerikalıların özel yardım faslından, daireye her yıl 1 milyon dolar yardım sağlanacaktı.”
Buraya kadarını Türkiye’de herkes biliyor ve kabul ediyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.