Ey “Ramazan geldi, Sultanahmet’te yine kebap kokuları kapladı her yanı” yazısı için masa başına oturmuş köşe yazarı.
Elini bu klişeyle kirletmeden önce dur ve dinle.
Niye bunu yapıyorsun, bir düşün.
İslamcıysan. Müslüman’ın da eğlenmek hakkıdır. Merak etme, cami avlusundaki kebap kokusu Allah’a ulaşmaz. Aksine Allah kullarının camilerin etrafında toplanmasından ancak razı olur. Peygamber de yaşasaydı çocukların ayağının böyle bir vesileyle camilere alıştırılmasından memnun olurdu. İslam’da “cami bahçesinde oturup kebap yemek, piknik yapmak mekruhtur” diye bir hüküm yok. Ama insanları hor görmek, onlara yukarıdan bakmak diye bir günah var. Müslüman’ın Müslüman’a kibr etmesi ise artık kul hakkına giriyor. Ona Allah bile karışamıyor. Aman dikkat.
Solcuysan. Ne diyorsun yani. Yoksullar eğlenmesin mi? Şehrin en çirkin muhitlerine, binaların birbirinin üstüne düştüğü semtlerine tıkıştırılmış bir işçi, bir memur, bir emekçi ailesi Ramazan akşamı akbillerini basa basa zor bela Sultanahmet’e ulaşmasın, o güzel manzaranın içinde bir ekmek arası döner yiyip, üstüne bir de nargile çekmesin mi? Tike’ye, Köşebaşı’na, boğazdaki kebapçılara gidecek parası olmayan, açık havada kebap yemesin mi? Sen ki sokağa çıkmış kalabalıkları seversin. Yüzlerce coşkulu mitinge şahitlik etmiş Sultanahmet Meydanı, Taksim gibi kitlelere kapatılsın mı?
Osmanlıcıysan. Ne zannediyorsun.
Yazının devamını okumak için tıklayın.