Sahiden iç savaş mı istiyorsunuz.
Tamam öyleyse. Ama bakın sonra pişman olduk diye yoldan dönmek yok.
Gelin öyle bir savaşalım ki nasıl geçen 1000 yıl dünya Türklerin ve Kürtlerin binbir badire atlatan birlikteliğini konuştuysa önümüzdeki binyıl da Kürtlerin ve Türklerin korkunç savaşını konuşsun.
Öyle birbirimizi kıralım ki ne Yahudi soykırımı hatırlansın, ne İspanyol iç savaşı, ne Ruanda ne de Bosna... Vahşetimizi anlatan Spielberg filmleri Oscarlar alsın. Birlikte yaşamayı beceremedik bari iç savaşımız dillere destan olsun.
En baştan anlaşalım. Öyle bir kere savaşa tutuştuk mu ortasında mızıkçılık yapıp barış çağrıları, kardeşlik edebiyatı falan yapmak yok. Kan tutanlar, ceset görünce kusanlar, roket sesinden korkanlar şimdiden terk etsinler savaş alanını.
Ortak kutsal kitabımız üzerine el basalım: Yemin edelim. Hiç acımayacağız birbirimize. Komşumuz, okul arkadaşımız dinlemeyeceğiz. Birbirimize karşı öyle gaddar olacağız ki 1000 yıllık muhabbetimizden geriye en ufak bir iz kalmayacak. Bütün dünya bizim birbirimize reva gördüğümüz bu vahşeti konuşacak. Asla manşetlerden düşürmeyeceğiz iç savaşımızı. Bağdat’ta 200 kişi mi öldü? Balıkesir’de 500 kişi ölecek. Onlar kelle mi kesti, biz karın deşeceğiz.
Nasıl başlasak?
Hazır Bolu mahkemeleri “düşünce özgürlüğü” kapsamında saydı, oradan başlayabiliriz.
15 şehide karşı 15 DTP’li.
Meclis kürsüsünden teslim olun çağrısı yapılsın önce. Şayet devletin şefkatli kollarına teslim olmayıp kaçarlarsa Meclis’te sürek avına çıksın ulusalcı-milliyetçi vekiller.
Onlar beceremezse profesyoneller çağrılsın Ergenekon hapishanelerinden. JİTEM’in kurucusu Albay Arif Doğan, Veli Küçük, Oktay Yıldırım, Zekeriya Öztürk’ten vatan için son bir hizmet daha istensin.
Şemdinli bombacısı astsubaylar DTP’lileri yakalamak için Meclis kulislerinde pusu kursunlar. Operasyonda Mehmet Ağar ile Sedat Bucak’ın arazi bilgilerinden faydalanılsın.
İpsiz Recep’in hikâyesinden dizi yapan TRT iç savaş özel yayına geçsin.
Yazının devamını okumak için tıklayın.