
Yaklaşık iki bin yıl önce orada bir kadın oturuyor, Fırat Nehri’ne bakan villasında dama oynuyordu. Şayet sıkılırsa villasının peristilli avlusunda çeşmenin ya da su yalaklarının yanında dinleniyor, hava çok sıcaksa Fırat’ın kenarına inip serinliyor, içi daralırsa tapınağa çıkıp dua ediyor, sohbet isterse komşu villalara oturmaya gidiyordu. Günün bu yorgunluğunu atmak istediğinde ise az aşağıda ortasında sürekli bir ateş yanan hamam birebirdi. Hamamdan villasına dönerken muhtemelen acıkmış, yoldaki asmaların birinin dalından bir salkım üzüm koparmış ya da aşılanmış bir menengiç ağacının dalında yetişen yeşil kabuklu taze fıstıkları avucuna doldurmuştu.
Fırat’ın hava karardıkça yükselen sesi onu uykuya çağırmış, zeytinyağı sabunuyla yüzünü yıkamış, koç baş saplı aynaya kocası için son kez bakıp saçını taramış, bronz kandilini söndürüp uyumuş olmalı. Yarın yine zor bir gün onu bekliyor çünkü. Zeytinliğe gidip işlerini halledecek, sonra da evinin duvarına yaptıracağı yeni mozaik için bir sanatçıyla görüşecek. Çocukları büyüyor. Onlara sanatı, tarihi, gökbilimi sevdirecek Mousalar (ilham perileri) çizdirmek istiyor evinin duvarına. Flüt perisi, tarih perisi, gök bilim perisi...
Gaziantep’te açılan muhteşem Zeugma Müzesi, insanı 2000 yıl önceki böyle bir cennete götürüyor. 2000 yıl sonra kilometrelerce yol gidip, tonlarca para döküp bir haftalığına yaşamak için bütün yıl deli gibi çalıştığımız (o da eğer şanslıysak, çok para verdiysek, kazıklanmadıysak, son anda bir mesele çıkmadıysa, acil bir telefon gelmediyse) bir cennet Zeugma’nın günlük hayatı. Ve bu müze insana bunu hissettirmeyi başarıyor. Dışarıdan bir alışveriş merkezine benzese de önceki gün Gaziantep’te Başbakan tarafından açılan Zeugma Müzesi’nin, şehrin tarihî dokusunu ortaya çıkaran Gaziantep Belediye Başkanı Asım Güzelbey’in söylediğine göre inşaatı sırasında “amele gibi çalışan” Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ı neden ağlattığını anlamak zor değil.
Modernist tezler tarihi hep ileri giden bir çizgi olarak anlatır. Taşın yontulması, cilalanması, ilk çağ, karanlık ortaçağ derken tarih sanki geceden aydınlığa, kötülükten iyiliğe, vahşiyetten medeniyete, kabalıktan kibarlığa, pislikten temizliğe doğru akmaktadır. 20. yüzyılda o kadar çok insan mükemmel bir teknolojiyle, iyilik için, medeniyet adına, kibar adamlar tarafından temizlendi ki ilerlemenin mağrur çubuğu utancından boynunu bükmek zorunda kaldı.
2000 yıl önce Zeugma 2000 yıl sonra hâlâ kan akan bu coğrafyada kurduğu cenneti tek bir şeye borçlu: Barışa.
Yazının devamını okumak için tıklayın.