
Sabah bizim gazetenin her türlü teknik problemimize koşan en kritik ve aşağıdaki kitapçının hakkını en çok vermiş ismi Ercan, Pendik’teki sitelerde kapılara bırakılan imzasız bildirilerden getirdi.
“Tüm Yurtseverlere” başlıklı bildiriler, “Ya İstiklal Ya Ölüm” diye bitiyor, halk, Bursa Nutku’na atıfla 2. Kurtuluş Savaşı’na çağrılıyordu. İmzasız bildiriler için en bilgece yorum, gazetenin Haber Müdürü Tuncer Köseoğlu’dan geldi:
Kemalistler illegaliteye iniyor. Sakarya’da önüme düşen o idam ipini görünce tekrar aklıma geldi: “Kemalistler ne zaman dağa çıkacak” diye bir yazı yazmıştım bir zamanlar.
Kemalistler ne zaman dağa çıkar, kaç zaman sonra illegaliteye çekilir bilinmez ama Kemalizm Türkiye’de hızla kendini marjinalleştiriyor. Bu kesin.
10 yıldır vatan elden gidiyor, ülke satılıyor, işbirlikçiler, hainler bizi yönetiyor, ABD operasyon yapıyor, ılımlı İslam dayatılıyor falan filanlarla Kemalizm adına yaratılan teyakkuz hali, 1919 şartları; beyaz yakalı reklamcıları, bankacıları kafasına kuvva şapkası takıp Samsun’a çıkartacak hale getirdi. Kemalizm artık Necla Arat, Nur Serter, Önder Sav kadar eski dünyaya ait, birlikte yaşanılmazı zor bir eski hayalete dönüştü.
Bir zamanlar yıldırımlar yaratan askerler, herkeslere küsüp “biz kurduk” dedikleri Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümünü bile kendi küçük soba başlarında kestane pişirerek kutluyorsa; Ülkenin en büyük gazetesinin yangında ilk kurtarılacak muamelesi görmüş başyazarının siyasi öfkesi, onu gece yarısı “vatanımız satılıyor” fasaryasından Başbakan’a küfür ederek kendini patlatacak hale getirdiyse;
Aynı gazetenin en çok okunan köşesinde yazı yerine her gün “Bu halka PKK bile az”, “Ahmet Türk’ün kafasına adaletin yumruğu” gibi el kol hareketleri çıkıyorsa; Jandarma Yayınları’nın gururla sunduğu Ergun Poyraz’ın Başbakan Erdoğan’ı Yahudi, ABD’nin adamı, Hitler, Şeriatçıdan hangisi ilan edeceğini şaşıran kitapları en eğitimli kesimlerin elinden düşmüyorsa;
10 yıl kadar önce pastel renkli NTV’nin renklerinden biri olan Emin Çölaşan şimdi Kemalist yazarlar için bir Bursa Köşk Gazinosu’na dönüşen Sözcü’nün bağırmaktan yorgun düşmüş sürmanşetlerine kadar düştüyse, Arkasından ağıtlar yakılarak, sular dökülerek gönderilen Bekir Coşkun’u artık merkez medya kaldıramıyorsa;
Ertuğrul Özkök’ün Kemalist siyasi öfkesini örtbas etmeye uzlaşma, kadınlar, Paris hatıraları, Radikal İki solcuları da yetmiyorsa; Bu ülke değişiyor, resmî ideoloji marjinalleşiyor demektir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.