
Basklı sosyalist bir kadın politikacı o. Babası Franco diktatörlüğünde idam cezasına çaptırılmış bir metalürji işçisi. Yani İspanya’nın çifte kavrulmuş ezilmişlerinden. Ama mağduriyetinden ne bir ezilenlerin milliyetçiliği ne de sonsuza kadar yaptığı her şeyi meşrulaştıracak bir haklılık çıkarıyor.
O yüzden de kavrulmaya, kavruldukça kemale ermeye devam ediyor.
Basklı bir sosyalist politikacı olarak, tehditleri göze alıp ETA’nın silahlı eylemlerine karşı da dik duruyor. Öyle “Şiddet nereden gelirse gelsin karşıyız” açıklamalarıyla, sahte barış sloganlarından ibaret bir “otomatik kahramanlık” (Made by Perihan Mağden) değil onunki. Türkiye’de herkesin gerçekleşemeyen rüyası teröre karşı sessiz yürüyüşleri başlatan “Ya Basta” hareketinin öncülerinden biri o. “Aman ağzımı açmayayım. Türbemin kutsiyetine halel getirmeyeyim. Parmağımı oynatmayayım. Heykel bilsinler: Sesimi çıkartmayayım” (Made by yine Perihan Mağden) beyaz eldivenlerini giyip sokağa çıkan ve doğrudan ETA’ya “Benim için öldürme” demeye de cesarete eden genç bir kadın politikacı Rosa Diez.
20 kasım günü İspanya’da yapılacak genel seçimlerde sağa karşı tarihî bir mağlubiyete doğru giden Sosyalist İşçi Partisi’nden 2007’de ayrılıp kurduğu İlerleme ve Demokrasi Birliği’nin genel başkanı olarak şimdi babasını asmaktan son anda vazgeçen ülkenin başbakanlığına talip. “Ya Basta”da birlikte şiddete karşı sokaklara döküldüğü arkadaşlarıyla kurduğu partinin iktidar şansı yok ama ülkenin en ünlü entelektüelleri bu dik duran kadının arkasında dimdik durduklarını açıklıyor günlerdir.
Onlara son olarak İspanyolcanın dil bayraklarından Nobelli edebiyatçı Vargas Llosa da eklendi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.