23 Nisanları severim. Hatta 1981’den bu yana aldığı uluslararası boyut, Eurovision dışında –ki o dünyaya olan nefretimizi arttırmaktan başka bir işe yaramadı- belki de memleketteki tek enternasyonalist hâl oldu uzun süre.
Yunan topçularının sesi Polatlı’dan duyulurken Erzurum’da kapatılan muhalif bir gazete için hararetle tartışan, meşruiyet kaygısı ve demokratiklik açısından hâlâ zirve olan Birinci Meclis’in 23 Nisan 1920’deki açılış yıldönümünün kutlanması da güzel.
Ama neden 23 Nisan “Ulusal Egemenlik ve Çocuk” Bayramı?
Süreniz başladı. Bakalım kaç saatte ulusal egemenlik ve çocuk arasında, beylik olmayan manalı bir ilişki bulacaksınız.
Ama Milli Eğitim Bakanlığı sitesinde yer alan en meşhur 23 Nisan şiirlerinden birindeki gibi ikna edici olmalı gerekçeniz:
Dedim: Anne bu neden
Dedi: 23 Nisan.
Temel bayrammış, inan
Kutlu olsun kardeşim
Geldi 23 Nisan
Hadi annemizi dinledik ve 23 Nisan’ın “temel bayram” olduğuna inandık. Peki, Meclis’in açılışının aynı zamanda çocuk bayramı olması, bir ülkede çocukların ne kadar ciddiye alındığına mı yoksa demokrasinin pek de ciddiye alınmadığına mı işaret eder?
Bana bu daha çok demokrasiyi çocukça bir ümit, bir hayal olarak görmenin işareti gibi geliyor. Tabii aynı zamanda çocukları da aslında pek ciddiye almayan bir bakış bu. Herhalde arada bir lağvedileceği önceden hesaplandığı için, öyle birilerine emanet edelim ki kapatırken zorluk çıkarmasınlar diye düşünüldü ve çocuklarda karar kılındı.
Meclis’in kuruluş gününün çocuk bayramı olduğu ülkede demokrasiden “cici demokrasi” diye bahsedilmesinin anlamının da daha iyi ayırdına varıyorsunuz. Bir de üstüne çocukluğumuzdaki 23 Nisanları düşünüp Meclis’in açılışını kutlayan onca şiirde, onca hamasi nutukta “demokrasi” kelimesinin hiç geçmediğini de hatırlayınca...
Tabii zihin açıcı bir egzersiz bu.
Bir tarafta Meclis, milli egemenlik, kurucu iktidar, falan gibi ağır mevzular var. Ama bayram da çocukların. O yüzden de herhalde dünya şiir tarihinin en zavallı, en anlaşılmaz, en ilkel şiirleri 23 Nisan’da Türk çocukları için yazılanlardır. Ve herhalde devlet de 23 Nisan şiirlerini ihaleyle falan yaptırıp, kilo işi satın alıyordur. Dün Türkiye’nin her yerinde binlerce kez okunan bu şiirleri aklı başında kimsenin pedagojik bir elemeden geçirmediği de kesin.
Çünkü bu şiirler bırakın çocukları, büyüklerin de akıl sağlığına da zararlı; ırkçı, savaşkan, nefret dolu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.