Durun daha başlığı okur okumaz ağlamaya başlamayın.
Anne sen yapma bari. Yazımın ana fikri daha ilk cümlesinden çökmesin.
Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden biri bugün.
Bugün karşımızda bizi ağlatmak için Kibariye, Şebnem Kısaparmak, Candan Erçetin’den oluşan bir koro, “Unutulanlar unutanları asla unutmaz” tarzı sms edebiyatının anne boyları, acıklı şiirler, gazetelerin yıl boyu uğraşıp sırf bugün için bulup çıkardığı en acıklı fedakâr anne hikâyeleri, en damardan bir gurbet ve sıla edebiyatı, korkunç plastik güller, çocukluk hatıraları, tüm bu gözyaşı seline teslim olmuş annelerimiz olacak...
Elele vermeli, birbirimizi teskin etmeli, Kibariye ne kadar hançeresini parçalarsa parçalasın.“Eller kadir kıymet bilmiyor annem, senin kadar kimse sevmiyor annem” derse desin, ağlamamalıyız.
Bu anneler gününde bu arabesk, bu kötü gün dostu anne edebiyatına bir dur demeliyiz. Bugünü ağlayarak değil, eğelenerek geçirmeliyiz.
Annenizle ya da onun hatırasıyla aranıza ne Şebnem Kısaparmak’ın ağlak sesinden
Ciğerler dolusu kokunu çekemedim içime
Sensizlik türküsü dolandı dilime
Söyleyemedim anne söyleyemedim
Anam, anam, anam diyemedim dizeleri girsin,
Ne de onun kentli versiyonu olan Candan Erçetin’den
Hani bir biblon vardı kırdığım
Üstüne ne kırgınlıklar yaşadın
Ama bil ki ben de parçalandım
Annem ben senin yanına kalanım mısraları.
Herhangi bir nesnenin ciğerler dolusu kokusunu içinize çekmenin ne demek olduğu üzerine düşünerek ya da kırılan bir biblo meselesini içlerine atıp, aralarında yıllarca bu yüzden bir kırgınlık kalmış anne-çocuk ilişkisinin sağlıksızlığını akla getirerek gözyaşlarınıza hâkim olmaya çalışabilirsiniz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.